Toplumun en çok önemsediği ikinci sorun

Günümüzde madde bağımlılığı, sadece bireylerin değil, ailelerin, toplumun ve ülkenin geleceğini tehdit eden ciddi bir sorun haline gelmiştir.

Boyutu o kadar büyümüştür ki; günümüz dünyasında sınır tanımayan bir tehdit haline gelmiştir. Özellikle gençlerimizi hedef alan bu tehlike karşısında “bana ne” demek yerine, hep birlikte sorumluluk almamız gerekmez mi?

Madde bağımlılığıyla mücadele ilk olarak yerelde, yani yaşadığımız ilde başlamalıdır. Okullar bu mücadelenin en önemli merkezleridir. Öğrencilere küçük yaşlardan itibaren bağımlılığın zararları anlatılmalı, bilinçlendirici seminerler düzenlenmelidir. Ancak sadece öğrenciler değil, aileler de bu sürecin bir parçası olmalıdır. Çünkü güçlü aile bağları, gençleri zararlı alışkanlıklardan koruyan en önemli kalkandır.

Yerel yönetimlere de büyük görevler düşmektedir. Gençlerin boş zamanlarını değerlendirebileceği spor alanları, kültür merkezleri ve sosyal etkinlikler artırılmalıdır. Kendini bir alana ait hisseden, yeteneklerini geliştiren bir gencin madde bağımlılığına yönelme ihtimali çok daha düşüktür. Ayrıca rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, risk altındaki bireylerin erken fark edilmesini sağlayacaktır.

Ülke genelinde ise kararlı ve sürdürülebilir politikalar şarttır. Devletin yürüttüğü bağımlılıkla mücadele programları desteklenmeli, medya aracılığıyla toplumu bilinçlendiren kamu spotlarına daha fazla yer verilmelidir. Okullarda gençlerimize ve çocuklarımıza onları bu maddelerle ilk buluşturanların mutlaka tanıdık birileri olduğu, özelliklede ergen gençlerimizin ergenlik zafiyetlerinden yararlanarak onların bu maddeleri kullanmalarını ret ettiklerinde süt kuzusu, korkak sıfatları ile yaklaşma ihtimalleri anlatılmalı ve gençlerimizin beynine “bu maddeleri kullanmamanın değil, aslında kullanmanın süt kuzuluğu olduğu, korkaklık olduğu.” kazınmalıdır. Maddeye ulaşımı zorlaştıran yasal düzenlemeler titizlikle uygulanmalı, tedavi ve iyileştirme merkezleri herkes için erişilebilir hale getirilmelidir. Unutulmamalıdır ki bağımlılık bir hastalıktır ve bu hastalık tedavi edilebilir.

Bu maksatla genel yönetimler ve belediyeler bünyelerinde kadrolu psikologlar, hastanelerinde de psikiyatri ve psikolog kadrolarını arttırmalı, Tıpta Uzmanlık giriş sınavlarında Psikiyatri uzman sınavı kontenjanlarını arttırmalıdır.

Bu noktada da bireylere de önemli görevler düşmektedir. Arkadaş çevremizi bilinçli seçmek, riskli durumlara karşı duyarlı olmak ve ihtiyaç duyulduğunda bir uzmandan ya da güvenilir bir yetişkinden destek istemek büyük önem taşır. Sessiz kalmak sorunu büyütür, paylaşmak ise çözümün ilk adım değil midir? .

Madde bağımlılığıyla mücadele, sadece kurumların değil, toplumun tamamının ortak sorumluluğudur. Madde bağımlılığı ile mücadeleye, insanların bu zararlı maddeleri kullanma sebeplerini tespit edip, bu nedenleri ortadan kaldırarak başlamamız gerekir. Bugün atacağımız her bilinçli adım, yarın daha sağlıklı, daha umutlu, hayalleri ve hedefleri olan gençler toplumun temelini oluşturacaktır.

Bu tehdit ve tehlike ile mücadele de dünyadaki yapılan başarılı çalışmalardan da faydalanmamız gerekmektedir,

Bu konuda başarılı olmuş birkaç örneğe göz atalım. İlk dikkat çekeni İzlanda modelidir.

İzlanda, gençleri madde bağımlılığından uzak tutmak için spor, sanat ve kültürel faaliyetlere büyük yatırımlar yapmıştır. Okul sonrası etkinliklere katılım artırılmış, ailelerin çocuklarıyla daha fazla zaman geçirmesi teşvik edilmiştir. Bu sayede gençler arasında madde kullanım oranlarında ciddi düşüşler yaşanmıştır. Bu örnek, sosyal faaliyetlerin ne kadar etkili olduğunu bize açıkça göstermektedir.

Bir diğer başarılı örnek ise Portekiz’dir. Portekiz, madde bağımlılığına cezalandırıcı değil, sağlık temelli bir yaklaşım getirmiştir. Bağımlılığı bir suç değil, tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olarak ele almış; rehabilitasyon (iyileştirme) ve psikolojik destek hizmetlerini yaygınlaştırmıştır. Bu yaklaşım, hem bağımlı bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını sağlamış hem de toplumsal farkındalığı artırmıştır.

O zaman bizde de tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine kolay ulaşıla bilir hale getirmek, bu maksatla Tıp fakültelerinde Psikiyatri uzmanları sınavlarına daha fazla uzman adayı almayı sağlamak için Tıpta uzman seçme sınavlarında bu branşta kontenjan sayıları hızla arttırılmalıdır. Neden, Niçin sorularını soran meraklı araştırmacı, ömür boyu eğitime inanan gençlerden psikologlar yetiştirmeliyiz.

Ayrıca tüm mahallerde gençlik merkezleri kurulmalı buralara bay ve bayan psikologlar görev yapmalıdır. Bu merkezler sadece devlet tarafından değil yerel yönetimler ve madde bağımlılığı ile mücadele amacı amacıyla kurulmuş sivil toplumlarda sadece kamu spotları ve Alo hatları dışında fiziki ortamlar kurarak mücadele etmelidir.

Ama benim özellikle üstünde durduğum bir şey var. Ya gençler ve yetişkinler psikiyatri, Psikologlara, onların yazdığı ilaçlara kolay ulaşarak rahatlamalarını sağlarız. Yâda bu insanlar rahatlama uğruna sağlıklarını ve maddiyatlarını, kişiliklerini kaybettikleri bu zararlı maddelere ulaşır. Ve ya gençlerle birlikte toplumda kazanır, yâda gençler kaybederse toplumda kaybeder. Artık, karar, karar alıcılarda.

Saygılarımla. A. Tufan Güven.

Önceki ve Sonraki Yazılar
A.Tufan Güven Arşivi

Bu Savaşın Galibi Kim Olur?

23 Mart 2026 Pazartesi 10:02

İlimizin Sorunları

02 Aralık 2025 Salı 07:00

İLİŞKİLERİN SESSİZ ÖĞRETİSİ

09 Ekim 2025 Perşembe 00:00

HAYALLER, HIRSLAR VE PLANLAR

02 Eylül 2025 Salı 11:03

ASİYE NASIL KURTULUR?

09 Ağustos 2025 Cumartesi 10:20

AKLA TAKILAN SORULAR

16 Temmuz 2025 Çarşamba 09:53

SUSUZ YAZ

27 Mayıs 2025 Salı 09:36