Bu Savaşın Galibi Kim Olur?

Savaşın galibi olur mu? Diye düşünmek lazım bu bir. İkincisi de savaşların başlama tarihi fiili olarak belli olmakla birlikte bitişi bilinmez aslında.

Birinci dünya savaşı bitti sanılırken ülkelerin toparlandıktan sonra savaşın devam ettiğini ikinci dünya savaşı ile gösterdi. İkinci dünya savaşının devamını şimdi kaldığı yerden devam ettiğini görüyoruz. Ateş kesler yapılır ama ülkelerin paylaşım kavgaları bitmez. O yüzden dikkat ederseniz barışla geçen sürelerde ülkeler hızla silahlanmaya, yeni harp silahlarını geliştirmeye başlarlar. Halklar savaşların antlaşmalarla bittiğini sanırken, devletleri yönetenler bunun bir devre arası olduğunu, kalınan yerden devam edileceğini bilirler. Çünkü devletlerin oluştuğu tarih öncesinden beri savaşlar kaldığı yerden devam etmiştir. Son görülenleri de Rusya- Ukrayna savaşı, Gazze saldırıları ve nihayet ABD, İsrail- İran savaşı.

Savaşı galibi kim olur konusuna gelirsek; Dünyayı artık küçük bir köy olduğunu bilme ve her şeyi buna göre düşünmek ve yorumlamak zorundayız.

Savaşlar, özelliklede birinci dünya ve ikinci dünya savaşları incelendiğinde büyük farklılıklar gösterir. Birinci dünya savaşı cepheler şeklinde ordular arası savaşlar olarak yapılmışken, ikinci dünya savaşı cephedeki orduları destekleyen cephe gerisini yani şehirleri de hedef alarak yapılarak Askerlerin desteklenmesi engellenmeye çalışmış sivil kayıplar normal karşılanarak milyonlarca insanın ölümü normal sayılmıştır.

Bu gün ise dünyada devletler savaşırken mümkün mertebe sivil kayıplara yer vermemeye onun yerine ülkenin alt yapıları ve askeri teçhizat ve birlikleri hedeflenmeye başlamışken, bir anda savaşlar da en son liderler hedef alınmış, nitekim İran- ABD, İsrail savaşında liderler ilk hedef olmuştur.

Dünya hem kendisi fiziki olarak değişirken, dünya üstünde ki canlılarında davranışları değişmiş, sonuç olarak da şu anda farklı bir savaşı görüyoruz. Zaten savaşların naklen yayınlandığı Irak körfez savaşından bu yana dünyada her türlü askeri harekâtı naklen izlemiyor muyuz? Değişim belki de kendini tamda böyle gösterdi.

Gelelim İran- ABD, İsrail savaşına; Bence en önemli kısmı, Uluslararası savaş antlaşmalarının hiçe sayıldığı, galibiyet için her türlü kepazeliğin yapıldığı bir savaşı dünya iğrenerek seyrediyor. Düşünsenize barış görüşmelerinin yapıldığı sırada ABD’nin önerisini görüşmek için toplanan İran devletinin Üst düzeyi bir sabotajla öldürülüyor. Ve bu askeri bir başarıymış gibi dünyaya servis ediliyor. Yine bence, bu durum savaşın canlı yayınlandığı körfez savaşından sonraki en büyük değişimdir.

Galibin kim olacağı sorusuna cevap arayacak olursak, Dünden bu güne bir bakmak lazım. Savaşların olumsuzluklarını, savunma ve haklı sebep olmazsa ne kadar büyük günah olduğunu söyleyen Peygamberimiz hadislerine, Tarihin büyük komutanlarının, tarihe yön vermiş devlet adamlarının sözlerine bakmak lazım.

Mustafa kemal Atatürk, Stalin’in, Ardahan ve Boğazlar konusunda ileri geri konuşmalarından rahatsızlık duymuş ve Rus Büyükelçisine “ Ekselanslarına lütfen sözlerimi iletiniz. Kızıl ordunun ne kadar büyük bir ordu olduğunu biliyorum ama sizinle savaşa girerim ve size zarar veririm.” Der. Bunun üzerine Stalin Mustafa kemal ölünceye kadar bir daha Ardahan ve Boğazlar konusunu dillendirmez. (Bütün dünya dergisi)

Şimdi yanı başımızda devam eden savaşa bakalım, Mustafa kemalin sözü sadece Rusya devletine değil, aslında Burnu büyük devlet adamlarının hepsine söylenmiş bir söz olduğunu Bence ABD ve İsrail’in Devlet başkanları ya duymamış yâda bu söze inanmamış. Sonuç ortadadır. Yıkılan, Yakılan bir İran, İkinci dünya savaşı nedeni ile Yahudilerin mağduriyetleri tüm dünya tarafından kabul edilmişken. Dünya Yahudilerinin Temsilcisi olan İsrail’in Önce Gazze’de, şimdide İran’da sergilediği tutum nedeni ile mağduriyetlerine gölge düşürmeye başlamıştır. ABD açısından savaşı değerlendirirsek, savaşın ilk haftasında dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’nin bir hafta içinde tahtının nasıl sallandığını, dünyada doların hâkimiyetinin nasıl yıkılmak üzere olduğunu hep birlikte gördük.

Savaşlar, bombardımanlarla bitmez. Karasal hâkimiyeti sağlamadıktan sonra savaşlar sonlanmaz. Savaşlar antlaşmalar ile bitse de, Ülke yaşayanlarının yeni yöneticilerini kabul edip onlar için gönüllü olarak üretmeye ve vergi vermeye başlaması gerekir.

Nihal Atsız, Mussolini’nin Türkiye’miz için söylediği rahatsızlık verici sözleri üzerine Mussolini’ye bir mektup gönderir ve mektubundaki şiirinin bir bölümünde şöyle yazmaktadır.

“Ey benito musolini! Ey gayet yüce,

İtalyanlar başvekili muhterem Duce!

Duydum ki, yelkenleri edip de fora

Gelecekmiş orduların yeşil Fosfora.

Buyursunlar… Bizim için savaş düğündür;” şiir, böyle başlamakta bir bölümünde ise şöyle demektedir;

“Hem karadan, hem denizden ordular indir!

Çarpışalım, en doğru söz süngülerindir!” Demektedir.

Yani kara savaşları bitmeden savaşların ilk devresi bitmez. Evet, İran’a ekonomik ve insan kaybı verdirile bilirler. Devletin alt yapıların, yolları köprüleri, binaları yıkılabilirler ve bunları yerine koymak elbette zaman alacaktır. Ama ABD Kaybettiği Dünya liderliğini, Dolar hâkimiyetini tekrar kazanması ne kadar zaman alacaktır bilinmez.

Bu yorumlar eğer doğru ise “ savaşın kazananı olmaz diyerek bitirelim mi?”

Saygılarımla.

A. Tufan Güven- Uşak Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri.

Önceki ve Sonraki Yazılar
A.Tufan Güven Arşivi

İlimizin Sorunları

02 Aralık 2025 Salı 07:00

İLİŞKİLERİN SESSİZ ÖĞRETİSİ

09 Ekim 2025 Perşembe 00:00

HAYALLER, HIRSLAR VE PLANLAR

02 Eylül 2025 Salı 11:03

ASİYE NASIL KURTULUR?

09 Ağustos 2025 Cumartesi 10:20

AKLA TAKILAN SORULAR

16 Temmuz 2025 Çarşamba 09:53

SUSUZ YAZ

27 Mayıs 2025 Salı 09:36