Vezir Rüstem Paşa, dünya üzerindeki başka dinlere bağlı milletleri İslam Dini altında birleştirmek istediğini taşıyordu. Bu düşüncesini bütün dinleri ve bie gün Kanuni Sultan Süleyman’a açtı. Kanuni sultan süleyman, paşaya yerden bir çiçek beğenmesini söyledi. Paşanın seçtiği çiçeği eline aldı beuç yapraklarını taker taker kopardı. Sonra çiçeğin üzerinde kalan tek renkli yaprağın hoşuna gidip gitmediğini Rüstem Paşa’ya sordu:
-Hangisi daha güzel ve doğal? Tek renkli çiçeği mi beğendin, yoksa çok renkli çiçeği mi?
Rüstem Paşa tereddüt etmeden ve fazla düşünmeye gerek görmeden cevap Verdi:
-Sultanım, elbette ki çok renkli çiçek daha hoş ve cezbedici!
Paşanın cevabı, tam da Kanuni’nin beklediği cevaptı. Son sözün artık rahatlıklasöyleyebilir ve gerekli mesajı Vezirine iletebilirdi:
-Dinler ülkemde bu çiçek gibidir. Bütün inançlar bu çiçeğin renklerini oluşturur. Ama tabii ki, İslam çiçeği bütün çiçeklerden daha üstün ve güzeldir! Allah’ın da sevdiği ve insanlar için tercih ve tavsiye ettiği de İslam çiçeğidir.Birçok dini ve milleri şemsiyesi altında toplayan Osmanlı ülkesinde, en küçük köyünden başşehir İstanbul’a kadar cami, kilise ve havra yan yana bulunuyordu. Kimsenin ibadet ve inancına karışılmıyor, herhangi bir çatışma yaşanmıyordu. Geleceğin padişahlarından Sultan 2. Mahmud da bu konuda aynen ataları Fatih, Yavuz ve Kanuni gibi düşünüyordu: -Ülkemde, Müslümanları camide, Hıristiyanları kilisede, Musevileri de havrada görmek bana mutluluk verir! CAHİT ÖZPINAR