İnsan bu aleme bir amaç için gönderilmiştir.Şu fani insan başıboş değildir.Burada çok mühim görevleri vardır.Insan çok değerli bir varlıktır.Bu degerli varlık her zaman sıhhatli ve sağlam olarak yaşayamaz.Bazan hasta olur, bazen başına bir musibet gelir.Bu aciz insan, bir biçare yaratıktır.Eğer hasta olursa, bir sıkıntıya uğrarsa, o zaman merak etmemeli, daima haline şükretmesini iyi bilmelidir.Bu dertlere ve hastalıklara karşı sabırla dayanmalıdır. Bu bağlamda büyük Üstad şöyle seslenir. “ Ey biçare hasta; Merak etme, sabret.Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nevi dermandır.Çünkü, ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesi bulunmazsa zayi olur.Hem rahat ve gafletle olsa, pek çabuk gidiyor.Hastalık, senin o sermayeni büyük karlarla meyvedar ediyor.Hem, ömrün çabuk geçmesine meydan vermiyor., tutuyor, uzun ediyor; ta meyveleri verdikten sonra bırakıp gitsin.İşte ömrün hastalıkla uzun olmasına işareten, bu darbımesel dillerde destandır ki, “ Musibet zamanı çok uzundur, safa zamanı pek kısa oluyor.” B bağlamda hastalıklar bir musibet, ancak bu sıkıntılara karşı, sabır ve şükürle mukabele etmeliyiz.Çünkü, bu hastalıklar ömür dakikalarımızı birer saat ibadet hükmüne getiriyor.İnsan, musibetler vasıtasıyla musibetzede, aczini,zaafını anlar.Allah'a iltica eder, bol bol dua eder, kusurlarının affı için O' na yalvarır. Halis, riyasız manevi bir ibadete mazhar olur.Allah'dan şikayet etmemek şartıyla hastalıkla geçen bir ömür, mü'min için ibadettir.Bir dakika ömrümüzü, bin dakika hükmüne getirip, insana uzun bir ömrü kazandıran hastalık ve şıkıntılardan dolayı teşekki değil, Allah' a şukretmek O' na teşekkür etmek gerektir.Insan iyi çalışıp bütün zorluklara karşı tahammül etmelidir.
• CAHİT ÖZPINAR