BENLİK DUYGUSU
Her insanda enâniyet dediğimiz bir benlik duygusu vardır.Bu duygu Âdem peygamberden şimdiye kadar insanlığın etrafına dal budak salan nurâni bir tubâ ağacı ile,müthiş bir zakkum ağacının çekirdeği hükmünde bir duygudur.Bu duygunun hayra ve şerre bakan iki yüzü vardır.Hayra bakan yüzü ile yalnız feyzi,verileni kabul eder; kendi icad edemez.O yüzde fâil değil,icaddan eli kısadır.Bir yüzü de şerre bakar.Bu yüzde ise fâildir,fiil sâhibidir.Bu bağlamda Bediüzzaman:”Enâniyet, mânâ-yı harfi yönüyle hassas bir mizân,doğru bir ölçü birimi,hâttâ edici bir fihrist,mükemmel bir harita,câmi bir ayna ve kâinâtın güzel bir takvimidir.”diyerek enâniyet duygusunun termometre gibi,Zat-ı Zülcelâl olan Allah'ın sınırsız sıfatlarını anlamak için bir ölçü birimidir.Bu duygu ile insan"Benim ilmim bu kadardır.Gücüm şu kadardır".gibi sınırlı yetenekleriyle Cenâb-ı Hakkın sonsuz,sınırsız sıfatlarını kavramaya çalışır.”Şu hakikat ortada iken,enâniyet İlâhi sıfatları tanımaya, anlamaya yarayan bir vâsıta olduğunu bilmez; kendine bir varlık rengi verip haddini aşarsa büyük yıkımlara sebep olur.Heves ve ihtirâsına kapıldığında herşeyi,hattâ elinden gelse dünyâyı harâp ve insanlığı öldürmek,mahvetmek ister.”Hakikat Çekirdekleri,s.15"Ene, benlik ve kendini beğenme duygusu, çok tehlikelidir.Günümüzde enâniyet, egoistlik o derece ileri gitmiştir ki, İslâm ve ahlâk terbiyesinin azlığı ve Allah’a olan ubudiyetteki(kulluktaki) zayıflıkla, bu enâniyet ve benlik mikrobu kuvvet bulmuştur.”Beyânat ve Tenvirler,s.55".Evet,çağımızda enâniyet had safhaya ulaştığından, herkes kâmeti miktarında bir buz parçası hükmünde olan enâniyetini eritmeyip bozmadığını,kendini mâruz bildiğini,ondan nizâ ve kavga çıktığını bundan hakikat ehlinin zarar gördüğünü Bediüzzaman Kastamonu Lâhikası adlı eserinde çok güzel anlatır.Bu zamanın çok mühim bir hastlığı, benlik ve hodfuruşluk"kendini beğenme,kibir"tur.Günümüzde kötü ve art niyetli insanlar çoktur.Bunlar eneye binmişler, dalâlet vadilerinde koşuyorlar.Onun için ehl-i hak,doğru yolda gidenler,mecburiyetle eneyi terk etmekle hakka hizmet edebilirler.”Mektubat,s.468"Yoksa insandaki en tehlikeli ve en zayıf damarı okşamakla çok fenâ şeyleri yaptırabilirler.Bu bağlamda Bediüzzaman da şöyle der:”Zaten Nurların bize verdiği ders de, hakikat-ihlâs, terk-i enâniyet ve daima kendini kusurlu bilmek ve hodfuruşluk etmemektir.Kendimizi değil,Risale-i Nur’un şahs-ı mânevisini ehl-i imâna gösteriyoruz.”Tarihçe-i Hayat.”Bu zamanda şan ve şeref perdesi altında gösterişlik hâkim olduğundan, doğru insanların benlik ve enâniyet duygularını terk etmeleri gereklidir.