UŞAK’TA YAŞAYAN SİMONLAR

UŞAK’TA YAŞAYAN SİMONLAR
UŞAK’TA YAŞAYAN SİMONLAR
Eskişehir Emniyet Müdürü iken yazmış olduğu “Haliç’te Yaşayan Simonlar”isimli kitabını yayın hayatına kazandıran Sayın Avcı’nın kitabını okumaya başladığımda ne yalan söyleyeyim peşin hükümlüydüm. Oldukça yoğun geçen bir yaz mevsiminin son günlerinde,bayramda ailemle birlikte tatil için fırsat buldum.Uşak’ta olup bitenlerden uzak,refarandum ve sonrası ne olup bittiğiyle bile hiç ilgilenmeden,tatilde kitap okumanın zevkine kapıldım.Eskişehir Emniyet Müdürü iken yazmış olduğu “Haliç’te Yaşayan Simonlar”isimli kitabını yayın hayatına kazandıran Sayın Avcı’nın kitabını okumaya başladığımda ne yalan söyleyeyim peşin hükümlüydüm. Durup dururken refarandum öncesi neden yayınlandı bu kitap?Diye sorgulamıştım.Ama kitabı okuyup bitirdiğimde alnından öpmek geldi Sayın Avcı’nın.’Dün Devlet’ ve ‘Bugün Cemaat’ bölümlerinde yazılanlara inanası gelmiyor insanın ama, Türkiye’de yaşanan olayları,oyunları ve perde arkasını bir emniyet müdürünün kaleminden öğrenmiş olmak içimi ürpertti. PKK gerçeğinden,devlet içindeki olup bitenlere,emniyet içindeki cemaat yapılanmasından, Türkiye’deki yargı sisteminin durumuna kadar birçok konuda hemen herkesin köşe başlarında konuşmaya cesaret edemediği,fısıldayarak biribirlerine anlattığı konuları ele almış ve büyük bir cesaretle ve açıklıkla okuyucusuna aktarmış Sayın Avcı.Bu cesur yürekliliğinden ve Türkiye aşkından dolayı kutlarım kendisini. 600 sayfalık kitabının bir bölümünde,Emniyet Müdürü Şahin’in,Siirt’teki görevi sırasında,örgüt mensupları,onların faaliyetleri,kod isimleri v.s hakkında kendisine yapmış olduğu katkılarından dolayı övgüyle bahsediyor.Sayın Avcı kitabında,Simon olmayacağını, suç işleyenler kendi tarafımdan insanlar,kendi arkadaşlarım bile olsa veya ne kadar güçlü olursa olsun,bedeli ne olursa olsun karşı duracaktım…diyor ve her yerde her örgütte simonların olabileceğini,bu insanlara değer vermeyen,özgürlüğü önemsemeyen,itaat kültürünün hakim olduğu,grup menfaati için itaatin istendiği her yerde simonların var olduğunu asıl bunlarla mücadele edilmesi gerektiğini vurguluyor ve…sonra kendimize baktım,kendi teşkilat mensuplarımızın suçlarını gizlemeye çalışıyorduk ama vatandaşa kötü muamele eden,darp ve işkence eden,görevini kötüye kullanan,rüşvet yiyen meslektaşlarımızı yakalayıp suçlarını ortaya çıkarmak konusunda ne kadar gayretliydik . Türkiye,hürriyetlerin kısıtlandığı,baskıların hakim olduğu,yanlış ve mantığa uygun olmayan bir Türk idari sistemi,Türk toplum yapısı ve özellikle kirli,yozlaşmış bir kamu sistemi içerisinde uzun süre kalan ve bu atmosferi teneffüs eden insanlar,bizler hepimiz,bu ortamın kötülüğünü,pisliğini algılayamıyoruz.Bu durum bizi rahatsız etmiyor….. şeklinde bir durum tesbiti yapıyor. Bir Emniyet Müdürü olarak zamanında bu birimlerin en üst makamlarına kadar yükselmiş olan Sayın Avcı,bu kitabı yazmakla büyük bir cesaret örneği göstermiş.Bundan sonraki yaşamının kolay olmayacağını bile bile bu kitabı yazdığını söylüyor.Ne diyelim fazla lafa gerek yok;kalemine, yüreğine sağlık… Tabii bu kitabı okuduktan sonra ben de ;‘Uşak’taki Simonlar’adı altında bir kitap yazabilir miyim acaba?Dedim kendi kendime.Birkaç köşe yazısı,bir iki haber yaptık başımıza neler geldi,bir de kitap yazacak olursam acaba ne olur?’Diye düşündüm ve şimdilik bu köşe yazısını yazmakla yetindim.İleride kitap da yazar mıyım,yoksa birilerinin beklediği gibi,kuyruğumu kısar oturur muyum?Bilemiyorum ama,bildiğim bir şey var ki;hiçkimse,ona buna güvenip, kaçak güreşmeye kalkmamalı.Kendine güvenen çıkar er meydanına,el ense mi çeker,kündeye mi getirir,tuş mu olur?Ona göre boyunun ölçüsünü alır,kaderine razı olur ve kuyruğunu kısar gider…. Son Söz;Kimse benden Sinan Aygün olmamı beklemesin.