Uşak Üniversitesi Eski Rektörü Prof.Dr.Sait Çelik’ten , Şimdiki Rektör Savaş’a; “Hiç mi Allah’tan korkmadın? Kaç yıl daha yaşayacaksın?

Uşak Üniversitesi Eski Rektörü Prof.Dr.Sait Çelik’ten , Şimdiki Rektör Savaş’a;  “Hiç mi Allah’tan korkmadın? Kaç yıl daha yaşayacaksın?

Uşak Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik, Konya’da yayınlanan Mirat Gazetesi’ndeki köşe yazısında şimdiki rektör Ekrem Savaş hakkında şuçlamalarda bulundu. Kendisinin Uşak Üniversitesi Rektörü olarak görev yaptığı dönemde Feto üyeliği suçlamasıyla ,hakkında dava açılmasına ve tutuklanarak yargılanmasına neden olan kişilerle ilgili mahkeme ifadelerini yayınlayan Prof.Dr.Sait Çelik ,zamanında sahip çıktıkları kişilerin yalan ifade ve beyanlarıyla tuzağa düşürüldüğünü ,yargılandığını ve beraat ettiğini  iddia ettiği yazısında Rektör Şavaş’a hitaben, “35 yıllık arkadaşına FETÖ’cü terörist demesi, olsa olsa kötülüğün sıradanlaşması ve İslami kimliğinin çürümesi olarak yorumlanabilir . Şu camiada benim FETÖ’cü olmadığımı en iyi bilenlerden birisisin! Bunu bildiğine dair birçok ortak arkadaşımız var. Hiç mi Allah’tan korkmadın? Kaç yıl daha yaşayacaksın? “dedi.

Uşak Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik, 22 Aralık 2016'da gözaltına alınmış, 31 Aralık'ta çıkarıldığı mahkemece "terör örgütü üyesi olmak" suçlamasıyla tutuklanmıştı. Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Çelik hakkında "terör örgütü üyesi olmak" suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.

Yaklaşık bir yıl süren yargılama süreci sonunda ,Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik’e, 7 yıl 11 ay hapis cezası verilmişti. Ancak Yargıtay bu kararı bozmuş ve eski Rektör Çelik’in beraatine hükmetmişti.

Uşak Üniversitesi eski Rektörü Prof.Dr.Sait Çelik, Mirat Gazetesi’ndeki köşe yazısında şimdiki Rektör Ekrem Savaş’a adeta savaş açarak ifade tutanaklarıyla kendisine kurulan kumpasın detaylarını paylaştığı yazısında ;”Şimdiki Rektör Ekrem SAVAŞ gerçeği ayan beyan bilmekteydi. Memleket davamızın menfaat ve ahbap çavuş ilişkisine dönüşmediği günlerden beri beni çok iyi tanımaktaydı.  Buna rağmen 35 yıllık arkadaşına FETÖ’cü terörist demesi, olsa olsa kötülüğün sıradanlaşması ve İslami kimliğinin çürümesi olarak yorumlanabilir. Sayın SAVAŞ’a hitabım ise şudur: Rektörlük seçimlerinde rakip olduğumuz doğrudur. Doğrudur da bu rekabetin oluşturduğu husumet hissinin sonucu, hakkımdaki bu iftiran mı olmalıydı? Şu camiada benim FETÖ’cü olmadığımı en iyi bilenlerden birisisin! Bunu bildiğine dair birçok ortak arkadaşımız var. Hiç mi Allah’tan korkmadın? Kaç yıl daha yaşayacaksın?  Resmi evraklara husumetini değil de Hakk’ın hatırına gerçeği yansıtarak faziletini ortaya koyabilirdin. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın (Fatır 5)  ilahi uyarısına muhatap bir Müslüman’ın bütün bunları yapabildiğine hâlâ inanamıyorum!   Beni bir yana bırak, çoluk çocuğumun ekmeğine ve haysiyetine düşmanlık edebilecek seviyeye ne zaman ve nasıl geldin? Gerçekten şaşıyorum. Ne diyeyim daha? Sana da yuh olsun Ekrem SAVAŞ! Aklım havsalam almıyor. Rahmetli Necip Fazıl’ın:

Kuyruğu etrafında dönen kedi hayrette;

Âlim ki, hayreti yok, ne boş yere gayrette!

Şiirini hatırlattınız bana. Ne siz ne de köylünüz ve öğrenciniz Adem DURU bu imtihandan sağlam çıkmadınız.”

“REKTÖR SAVAŞ ÜNİVERİSTEYİ UZAKTAN YÖNETMEYE KALKIŞTI”

Rektör Çelik yazısının devamında ;”Rektör Ekrem SAVAŞ, 2011 yılı rektörlük seçimlerinde benimle birlikte adaydı.  Aynı siyasi menşeden iki kişinin aday olması uygun değildi. SAVAŞ, lehimde adaylıktan çekilerek oyları bölmeme ferasetini göstermişti. Ben rektör atandıktan sonra, bana verdiği destekten, hukukumuzdan ve arkadaşlığımızdan cesaret alan Ekrem SAVAŞ, üniversiteyi uzaktan yönetmek eğilimine girdi!  Rektör Yardımcılığı ve Dekanlık gibi atamalarda önerdiği her teklifi istisnasız kabul ettim.

EKREM HOCA İLE ARAMIZ NEDEN BOZULDU?

Ekrem SAVAŞ, özellikle akademik personel olarak alınacak kişileri tamamen kendisi belirlemek istiyor, bizim bulduğumuz isimlere de bir kulp takıp Üniversiteye alınmaması konusunda ısrarcı davranıyordu. Bu yüzden pek çok sorun yaşıyorduk. Örneğin, üniversitemize gelmek isteyen Sayın DALKIRAN, 2011 yılı rektörlük seçimlerinde aleyhime çalışmış ve rektör adayı Ekrem SAVAŞ’ı desteklemişti. Ancak SAVAŞ’ın benim lehimde adaylıktan çekilmesi üzerine DALKIRAN’ın Ekrem SAVAŞ için yaptığı yatırım boşa gitmişti! DALKIRAN daha önce de Uşak Üniversitesine gelmek istemiş ancak o dönemin Rektörü Adnan ŞİŞMAN tarafından kabul edilmemişti. Ben göreve başlar başlamaz DALKIRAN kapımı aşındırmaya başladı. Uşak Üniversitesi’ne gelmek için adeta yalvarıyordu. Ekrem SAVAŞ’a, Sayın DALKIRAN’ın gelmek istediğini söylediğimde SAVAŞ: “Sayın hiç rahat durmaz, üniversiteye zarar verir.” diyerek almamam için ısrarcı davranıyordu.

Nur Cemaatinin Kırkıncı koluna mensup önde gelen bazı isimler ise DALKIRAN’a kefil oluyor, “Yüzünü kara çıkartmaz” diyerek ısrarla tavassutta bulunuyorlardı. Uşak’a gelmesi için mücbir sebepleri var diye düşünerek nefsanî davranmaktan imtina ettim, Erzurum’dan Uşak’a gelmesini sağladım. Ancak, iyilik yapma güdüsüyle felaketimizi kendi elimizle hazırlamıştık! Camiasının kuvvetle refere ettiği bir ilahiyat profesörünün ayaküstü kırk yalan söyleyebileceğini ve çetenin bir parçası olarak beni arkadan vuracağını nereden bilebilirdim.

“REKTÖR SAVAŞ ,KIZKARDEŞİNİN ÜNİVERSİTEYE ALINMASINI TALEP ETTİ”

Ayrıca Ekrem Hoca, kız kardeşinin de üniversiteye alınmasını talep ediyordu. Etik bulmadığım için kabul etmedim. Neticede aramızdaki dostluk ve arkadaşlık ilişkisi, bu ve benzeri personel alımları nedenlerle gittikçe zayıfladı ve bir süre sonra da tamamen koptu.  Hatta onun açısından tamamen düşmanlığa dönüştü!”