TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?

TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?
TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?
Türkiye’nin gündeminde geçen haftanın iki önemli olayı vardı. Türkiye’nin gündeminde geçen haftanın iki önemli olayı vardı. Bunlardan birincisi İmralı’da yatan terörist başının talimatı ile toplanan Diyarbakır’daki Demokrasi Çalıştayı. Bu çalıştaya bölücü örgütün temsilcileri ve onlara şirin görünen bazı sözde aydınlar da katılmış. Bu çalıştayda yeni bir devlet kurulması için herşey konuşuluyor. Adına demokrasi deniliyor. Demokratik kurallar gereği, diyorlar. Sonunda sonuç bildirgesi yok, diyorlar. Herşeyi demokrasi gereği tartıştık, diyorlar. Masumane bir hakmış gibi gösteriyorlar. Kim yutar bunları? Alıştıra alıştıra dillerinin altındaki baklayı çıkarmak istiyorlar. Bölücüler, Türkiye’deki tüm Kürt kökenli yurttaşlarımızın temsilcileri olduklarını iddia ediyorlar. Mümkün değil. Pek çok Kürt kökenli yurttaşımız bölünmeyi onaylamıyor. Bunların da tavır koymalarını bekliyoruz. İki dil tartışmasına devletin çok önemli bir kurumu Genelkurmay’dan refleks hareketi olarak tepki geliyor. Hükümet ve bölücüler “sen sus” diyorlar. Bu tartışmalara CHP ve MHP’den sert yanıtlar geliyor. Hükümetten hiç ses yok. Nihayet günler sonra başbakan bütçe görüşmelerinde tavrını koyabildi. Bölücüler ve şakşakçıları demokrasiyi kendilerine göre yorumluyorlar. Oysa hukuk devletinde herşeyi tartışmaya açamazsınız. Devlet, varlığını korumak için kendini yasalarla donatmıştır. Bu gibi durumlarda devleti yönetenler bu yasaları uygulamakla yükümlüdür. Özgürlükler ve haklar kötüye kullanılamaz. Devletin üniter yapısını bozacak bu tür konular tartışmaya açılamaz. Tartışmaya açılmasını kabul etmek ve tartışmaya girmek, nihai hedefte bölünmeyi kabul etmek anlamındadır. Başbakana göre ülkede özgürlük var, demokrasi var. Nerede üniversiteler? Niye sesleri çıkmıyor? Nerede sivil toplum örgütleri? Nerede devletin diğer kurumları? Hepsi sindirildi, bitaraf olanlar bertaraf edildi. Geçen haftanın ikinci önemli olayı Manisa Celal Bayar Üniversitesi’ndeki öğrenci eylemi idi. Başbakan yardımcısı Bülent Arınç üniversiteyi ziyaret etmek ister. Öğrenciler de “Atatürk’ün gençliğe emanetine sahip çıkarak gerici uygulamaları protesto etmek ister. Vay sen misin protesto etmek isteyen? Rektör Pakdemirli’nin öğrencileri tehdit etmesi ve protestoyu önlemesi hangi demokrasi tanımıdır bilinmez. Bu rektör beye seçimlerde üniversite senatosu tam güven duymamış. Birinci sırada değilmiş. Sırf eşi türbanlı olduğu için rektör atanmış. Elbette üstlerine yaranacak! Bilim yuvasının üstü olur mu? Bilime siyaset etki ederse siyasiler bilim adamlarının üstü olur. Dileriz bunlar son olur. Mehmet Turgut Eğitimci, Hukukçu