TARAFLI YARGI İSTEMİYORUZ

TARAFLI YARGI İSTEMİYORUZ
TARAFLI YARGI İSTEMİYORUZ
Ege ve maramra Bölgelerinde bulunan baro başkanları bir araya gelerek son günlerde yaşanan olayları hukukuki açıdan değerlendirdiler. Ege ve maramra Bölgelerinde bulunan baro başkanları bir araya gelerek son günlerde yaşanan olayları hukukuki açıdan değerlendirdiler. Toplantı sonucu ortaklaşa imzalanan bildiride; “Avrupa Birliği’nin Türkiye ile ilgili raporlarında açıkça belirttiği gibi, iktidarın yargıyı da ele geçirerek, Anayasa’daki kuvvetler ayrılığı ilkesine uymayan bir anlayışla yargı reformunu gerçekleştirmek istediği ve son gelişmelerden kalkınarak referandum süresinin kısaltılması, Anayasa değişikliklerine gidilmesi ve kendi istediği taraflı yargıyı yaratacak Anayasa Mahkemesi, HSYK, Yargıtay ve Danıştay oluşturma girişimleri ve zorlamaları da kabul edilemez.” Görüşüne yer verildi. Marmara ve Ege Baro Başkanları; “taraflı yargı istemiyoruz” Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in tutuklanması, Hükümetin yargı reformu adı altında yapmak istedikleri ve yargi hükümet çekişmesinin masaya yatırldığı toplantıda şu görüşle yer verildi: YARGI REFORMU ORTAK AKILLA YAPILMALIDIR “Bizler aşağıda imzaları bulunan Baro Başkanları, Barolarımızı temsilen, Cumhuriyeti, Cumhuriyet değerlerini ve hukukunu koruyup, kollamakla görevli olarak, ülkemizin içinden geçmekte olduğu süreçte, ülkede yaşananlarla ilgili görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmayı gerekli görmekteyiz. Tüm kamuoyunca bilinmelidir ki, Türkiye bir hukuk devletidir ve bunun sağlanabilmesi için ortak akılla yapılacak yargı reformu şarttır. Bu doğrultuda, hukuk devletinin inşaası ve işlerliğinin sağlanması bakımından, bugün yargı reformunun gerçekleştirilmesine ve yargı bağımsızlığının güçlendirilmesine, tarafsızlığının sağlanmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu bir gerçektir. Ancak siyasi iktidarın, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlayamayacağı ve hukuk devletini tesis için ortak akla dayalı bir yargı reformunu gerçekleştiremeyeceği yaşanan olaylarla ortaya çıkmıştır. YARGI REFORMUNDAKİ ZORLAMALAR KABUL EDİLEMEZ Ülkemizde son günlerde yaşananlar, siyasi iktidarın yasama ve yürütme ile birlikte yargıyı da elinde tutmaya çalıştığını açıkça göstermektedir. Avrupa Birliği’nin Türkiye ile ilgili raporlarında açıkça belirttiği gibi, iktidarın yargıyı da ele geçirerek, Anayasa’daki kuvvetler ayrılığı ilkesine uymayan bir anlayışla yargı reformunu gerçekleştirmek istediği ve son gelişmelerden kalkınarak referandum süresinin kısaltılması, Anayasa değişikliklerine gidilmesi ve kendi istediği taraflı yargıyı yaratacak Anayasa Mahkemesi, HSYK, Yargıtay ve Danıştay oluşturma girişimleri ve zorlamaları da kabul edilemez. Nitekim Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’le ilgili soruşturmalar ve Erzurum Özel Yetkili Savcılığınca gerçekleştirilen işlemler, ne hukukla ne de meslek etiği ile bağdaşmaktadır. Bu olanlardan sonra Adalet Bakanınca ve siyasi iktidar temsilcilerince HSYK, Yargıtay ve Danıştay hedef alınarak yapılan açıklamalar hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmaz ve kabul edilemez. Özel yetkili mahkemeler ve savcılıklar yaratılarak eski DGM’lerin yeniden hortlatılması ve bu kurumların siyaset tarafından kendi anlayışına uygun olarak kullanılması da hukuka uygun değildir. Bu nedenle de özel yetkili savcılıkların ve mahkemelerin derhal kaldırılması, hukuk devleti ilkelerinin hayata geçirilmesi, özgürlüklerin korunup kollanması bakımından zorunludur. ATATÜRK DEVRİMLERİ VE CUMHURİYETE YAPILAN SALDIRILARA KARŞIYIZ Hiç kimsenin suç işleme özgürlüğü bulunmamakla birlikte, kişilerin anayasa, yasalar ve ulusal sözleşmelerle korunan haklarına saygı gösterilmelidir. Son zamanlarda Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili yapılmak istenenler de bu güzide kurumun etkisizleştirilmeye ve halkın nazarında güvenilirliğinin sarsılmasına yönelik olduğu da dikkatlerden kaçmamaktadır. Böylece siyasi iktidarın kendi siyasi projelerini gerçekleştirmek amacıyla, önünde engel olarak gördüğü Cumhuriyetin önemli kurumlarından olan yargı ve Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yürüttüğü kampanyayı şiddetle reddediyor ve kınıyoruz. Sivil dikta kaygılarının en yüksek düzeylere çıktığı bir zamanda, Sayın Başbakanın 26.02.2010 günü basın ve köşe yazarları hakkında yaptığı konuşma son derece vahim bir olay, özgürlüklere müdahale ve otoriter rejim anlayışının ifadesi olan bir itiraftır. Basın özgürlüğü bütün özgürlüklerin kalbidir. Basın özgürlüğü demokrasinin bekçisidir. Bu konuşma özgürlüklerin kalbine saplanmış bir hançerdir. Bu doğrultuda yukarıdaki açıklamalarımızın doğal sonucu olarak, tüm bunları sağlamaya yönelik yargı reformu adı altında sunulan, ancak siyasi proje ve dayatma niteliğindeki Atatürk Devrimleri ve Cumhuriyet karşıtı girişimlere kesinlikle karşı olduğumuzu bir kez daha ifade ediyor, düşüncelerimizi kamuoyuna saygıyla sunuyoruz. 27.02.2010 Bildiriye İmza koyan Baro Başkanları Aydın Barosu Başkanı Av.Sümer Germen Balıkesir Barosu Başkanı Av.Muzaffer Mavuk Bilecik Barosu Başkanı Av.Halime Aynur Bursa Barosu Başkanı Av.Zeki Kahraman Çanakkale Barosu Başkanı Av.Tülay Ömercioğlu adına Yönetim Kurulu Üyesi Av.Ertuğrul Şahinkaya Denizli Barosu Başkanı Av.Adil Demir Edirne Barosu Başkanı Av.Faruk Sezer İstanbul Barosu Başkanı Av.Muammer Aydın İzmir Barosu Başkanı Av.Özdemir Sökmen Kocaeli Barosu Başkanı Av.Mehmet Cumhur Arıkan Manisa Barosu Başkanı Av.Fadıl Ünal Muğla Barosu Başkanı Av.Mustafa İlker Gürkan Sakarya Barosu Başkanı Av.Vacit Öktem Tekirdağ Barosu Başkanı Av.Ahmet Müsellem Görgün Uşak Barosu Başkanı Av.Rıza Albay Yalova Barosu Başkanı Av.Cemal İnci