PSİKOLOG GENCER: “ŞOFÖRLERE TESTE GİRMEDEN PSİKOTEKNİK RAPORU DÜZENLENİYOR”
PSİKOLOG GENCER: “ŞOFÖRLERE TESTE GİRMEDEN PSİKOTEKNİK RAPORU DÜZENLENİYOR”
Yayınlanma:
Son günlerde artan trafik kazalarına ilişkin açıklamalarda bulunan Psikolog Mustafa Gencer, “Sahte hazırlanan psikoteknik belgelerinin yeniden sorgulanması gerektiğini” dile getirdi.
Olay Gazetesi muhabiri Mehmet Karadağ, 2016 Yılı trafik konusunda birçok yasa ve yönetmeliğin çıkarıldığı veya uygulamaya konulduğu bir yıl olmasıyla birlikte, var olan trafik cezalarının artması, eski sürücü belgelerinin uluslararası standartlara göre yenilenmeye başlanması, sürücü adaylarına stajyerlik uygulaması getirilmesi, sürücü belgesi teorik sınavlarının içeriğinin değiştirilmesi, Aralık 2015’te çıkan yeni yönetmelikle SRC kursu ve sınavlarındaki istismarı önleme yönündeki yeniden düzenlenmesi, Aralık ayından itibaren profesyonel sürücülerde psiko-teknik raporunun aynı sürücü belgesi gibi denetlemesinin zorunlu hale getirilmesi, ilerleyen günlerde de sürücü adaylarına zekâ testi zorunluluğu getirtmesi gibi, tüm bu konuları konuyla yakından ilgilenen psikoteknik uzmanı Psikolog Mustafa Gencer’le konuştu.
İşte Gencer’le yapılan söyleşi;
Muhabir M.K.: Sizce trafikteki yeni uygulamaların amacı nedir?
Psikolog Gencer: Trafik de aynı sağlık, eğitim, güvenlik ve asayiş gibi kamu hizmetlerinden birisidir.Yürütmenin bu hizmetleri yurttaşlara sağlıklı, güvenli, ekonomik ve eşit şekilde verilebilmesi gerekir, yeni uygulamaların amacı da bu ilkeleri sağlamaktır. Kısacası can ve mal kaybını en aza indirgemektir. Asıl konumuz olan SRC ve psiko-teknik konusunun yeni yeni duyduğumuz ama kapsamını tam olarak bilmekte ve anlamakta zorlandığımız konular.
Muhabir M.K.: Nerden çıktı bu SRC ve psiko-teknik?
Psikolog Gencer: Bu kavramlar aslında pek de yeni sayılmaz. Özellikle psiko-teknik kavramı 1996 yılında 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’na girmiş, alkol kullananlar, madde kullananlar, aşırı hız yapan ve 100 ceza puanını dolduranlara tekrar sürücü belgelerini alabilmeleri için psiko-teknik rapor almalarını zorunlu hale getirmiş. Yani psiko-teknik kavramı hayatımıza gireli nerdeyse yirmi yıl olmuş. 2004 Yılında çıkan yönetmeliğe göre 2009 yılma kadar tüm sürücülerin psikoteknik testine girmesini gerektiriyordu.2009 yılında Karayolları Taşıma Yönetmeliği’nde de yerini almıştır. Aynı yönetmelikte psiko-teknikbelgesi profesyonel sürücülere de zorunlu hale getirilmiş ve beş yılda bir testin yenilenmesini getirmiştir. SRC belgesi ve psikoteknik raporu İkisi aynı yönetmelikte geçince sanki aynı belgeymiş gibi algılanmıştır. Aslında ikisi birbirinden tamamen farklıdır. SRC kursları da bundan yararlanarak her SRC kursuna gelen adaya psiko-teknik raporunu da taahüt ederek sürücülere potansiyel psikoteknik müşterisi olarak yaklaşmıştır.
Muhabir M.K.: Psikoteknik deyince ne anlamalıyız? Biraz açar mısınız?
Psikolog Gencer: Genel bir tanım yapacak olursak psikoteknik endüstri psikolojisinin bir dalı olarak bireyin bir işteki yeterliliğinin ortaya konulması amacıyla gerekli bedensel ve bilişsel özelliklerinin testler aracılığı ile ölçülmesidir diyebiliriz. Bunu spesifik olarak trafikle (sürücülerle)ilgilendirdiğimizde de Sürücülerin güvenli araç kullanmalarını sağlayan zihinsel özelliklerinin (algı, dikkat, hafıza, muhakeme vb.); psikomotor yetenek ve becerilerinin (tepki hızı, göz, el, ayak koordinasyonu vb.); tutum-davranış, alışkanlık ve kişilik özelliklerinin (risk alma, saldırganlık, sorumluluk, öz kontrol vb.) ölçülmesi ve sürücülük açısından uygunluğu-yeterliliği hakkında bir sonuca varılmasıdır. Bu ilgili yasada da bu ne şekilde tanımlanmıştır.
Trafikte sadece araç sürmenin teknik kurallarım bilmek yetmez. Günlük hayattaki her araç gereç gibi; otomobil olsun otobüs olsun, kamyon ya da kamyonet olsun, kullanan kişinin fiziksel. bilişsel ve psikomotor yetersizliği veya -en hafif tabiriyle söylüyorum- işine olan ilgisizliği kendine ve başkalarına zarar verme ihtimalini ortaya çıkarır. Konu trafik olunca bunun sonuçları ölümcül veya ağır sakatlıklar olabiliyor. İşin maddi boyutuna hiç girmeğe bile gerek yok. Ölçülemeyen değer, değer değildir. Sürücünün, sürücülükle ilgili teknik bilgisini ehliyet sınavlarında ölçtüğümüzü varsayıyoruz ama kişi bu yeteneğini kullanırken zeka, algı, refleks, kişilik özellikleri gibi birçok değişken de işin içine giriyor. Yüz yılı aşkın süredir Psikometristlerin bu özellikleri ölçmeye yönelik geliştirdiği testlerden yararlanarak sürücülere uyarlanmış şekline de psikoteknik testler diyoruz.
Muhabir M.K.: Psikoteknik testler konusunda ülkemizdeki ve dünyadaki uygulamaları hakkında bilgi verir misiniz?
Psikolog Gencer: Her şeyden önce bu testlerin evrensel adı psikoteknik testler değil psikolojik testlerdir. Biz de herhalde yanlış anlaşılacağından korkulduğu ve daha usturuplu olduğundan bu adı koymuşlar. Bu testler Avrupa'nın gelişmiş ülkelerinde başta Almanya ve Avusturya olmak üzere, İngiltere, İsveç, Norveç, Danimarka, gibi Batı, Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinde ehliyet almak isteyen herkesin ilk geçmesi gereken testlerdir. Yani Batı'da her ehliyet alacak kişi ehliyetini almadan bu sınavlara girer ki; sınavın en can alıcı aşamasıdır. Ancak bu sınavı geçtikten sonra ehliyet almaya hak kazanır. Biz de şimdilik sadece eski adıyla profesyonel sürücü dediğimiz şoförlüğü meslek edinmiş kişilere zorunlu tutulmakta. Biz de en son alınan belge olması ve genelde SRC belgesinin bir parçasıymış gibi görüldüğü için kişiler ilk psikoteknik merkezlerine değil, SRC kurslarına başvuruyor ve burada da bir karmaşa yaşanıyor. Yani Batı'da olmazsa olmaz olan bizde olsa da olur olmasa da olur gibi algılanıyor.
Sürücü belgesi ve SRC belgeleri işin teknik boyutuyla ilgilidir. Yani bu sınavlarda çıkan sorular hangi mevsimde kaç numara yağ kullanacağını bilmek ya da bilmemek, ya da istiap haddinden fazla yük taşıdığında hangi maddeye göre kaç para ceza ödeyeceğini bilmek veya bilmemek ancak kişinin kendi sorunu iken sarı ışıkta gaza daha fazla yüklenmek toplumsal ve yaşamsal bir sorun haline gelmektedir.
Muhabir M.K.: Peki sürücülerimiz psikoteknik belgesi hakkında yeterli hassasiyeti gösteriyor mu sizce?
Psikolog Gencer: Bir hukuk devletinde bir yasa ya da yönetmelik çıkarmışsanız artık inisiyatif veya teamüller ortadan kalkar . Batı ile bütünleşmek istiyorsanız bir Batılı gibi hareket etmek zorundasınız. Biz gerçekten güzel yasalar ve yönetmelikler çıkarıyoruz ama malesef uygulama sürecinde tam bir fiyasko oluyor. Psikoteknik raporunun profesyonel sürücülerde (Kamyon, otobüs, ticari taksi, servis, kamyonet vs. kullanan tüm sürücüler) 2004 Yılından bu yana zorunlu tutulmaya başlanmasına rağmen şu ana kadar halâ hiç bu teste girmemiş binlerce şoför var. İşin daha vahimi de ki, bu çok önemli, birçok şoför de hiç teste girmediği halde adına rapor düzenlemiş durumda. Bu durum bana sürücü belgesi düzenleme yetkisinin ilk trafikten (EGM Trafik şubesi) alınıp Milli Eğitim'e verildiği (8o’li yılların sonu) ilk zamanlardaki yaşanan durumun birebir aynısı. Hatırlayın o dönemde de sadece fotoğrafınız ve kimliğinizin fotokopisini alan birçok kurum sizi geçerli(?) ama yasadışı belge sahibi yapabiliyordu. Şimdi de aynı şekilde iki fotoğrafınız ve ehliyetinizin fotokopisini Tabii ücretini de ödediğinizde sizin adınıza psikoteknik raporu düzenlenebiliyor. Bu kurumların (moda tabirle merdiven altı kurumlar) bu kadar rahat olabilmesinin sebebi, bu özel psikoteknik merkezlerinin ve bu merkezleri denetlemekle görevli ilgili resmi kuramların (Karayolları, il sağlık müdürlükleri, trafik şubeleri ve hepsinden önemlisi il’in valisinin başkanlık ettiği il trafik komisyonları) işini ciddiye almadığının bir göstergesidir.
80'li yılların sonunda ve 90’ lı yılların başında merdiven altı sürücü kurslarından alınan ehliyetlerin iptal edildiği ve sorumluların hukuk karşısında hesap verdiği gibi bu konuda da sanıyorum yetkililer en kısa zamanda harekete geçeceklerdir. Eğer sorumlu kurumlar bu konuda harekete geçer gerekli denetlemeleri yaparlarsa aynı şekilde bu şekilde hiç teste girmeden ya da yönetmeliğe uygun olmayan test cihazlarıyla yapılan test cihazlarıyla yapılan test sonucu rapor alan birçok şoför arkadaşımızın raporlarının iptal edilmesi dahası kanun önünde hesap vermesi gündeme gelecektir.
Yetkili kurumlar bu konuda harekete geçmezlerse diye bir şey yok bunun yasal sorumluluğu TCK. 257. maddede belirtilmiştir. Bir de şunu belirteyim, bir yasa veya yönetmelik çıkmışsa buna ilk uyması gereken kamu kurumları olması gerekirken, kamu kurumlarının bunu hiç dikkate almadığını görüyoruz. Başta İl Özel İdaresi, Karayolları ve Belediyeler olmak üzere bu konuyu ele alacaklarını umuyorum.
Muhabir M.K.: Son olarak şoförlerimize bu konuda söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Psikolog Gencer: Şoför arkadaşlara tavsiyem yeni yönetmeliğe göre psikoteknik raporu için fotoğraf götürmek gerekmiyor. Yeni test cihazları sizin fotoğrafınızı test anında otomatik olarak çekiyor. Eğer psikoteknik merkezi rapor için sizden fotoğraf talep ediyorsa o rapor geçersizdir. Ayrıca “psikoteknik kartı” diye bir şey yok psikoteknik kartı tamamen geçersiz bir belgedir. Bunun yerine hastanelerden alınmış, üzerinde test anında cihaz tarafından otomatik olarak çekilmiş fotoğraf(lar) ınızm olduğu raporun taşınması gerekmektedir. Bu hatalara düşmesinler. Eğer (Allah korusun) bir kaza ya da başka bir nedenle yasalarla muhatap olurlarsa, bu kartlar yok hükmündedir ve kendileri ve çalıştıkları kurumlar ehliyetsiz araç kullanmaktan daha ağır bir bedel ödemekle karşı karşıya kalabilirler.
Muhabir M.K.: Bizimle yapmış olduğunuz söyleşi için teşekkür ederiz.
Psikolog Gencer: Rica ederim, ben teşekkür ederim.
Olay Gazetesi muhabiri Mehmet Karadağ, 2016 Yılı trafik konusunda birçok yasa ve yönetmeliğin çıkarıldığı veya uygulamaya konulduğu bir yıl olmasıyla birlikte, var olan trafik cezalarının artması, eski sürücü belgelerinin uluslararası standartlara göre yenilenmeye başlanması, sürücü adaylarına stajyerlik uygulaması getirilmesi, sürücü belgesi teorik sınavlarının içeriğinin değiştirilmesi, Aralık 2015’te çıkan yeni yönetmelikle SRC kursu ve sınavlarındaki istismarı önleme yönündeki yeniden düzenlenmesi, Aralık ayından itibaren profesyonel sürücülerde psiko-teknik raporunun aynı sürücü belgesi gibi denetlemesinin zorunlu hale getirilmesi, ilerleyen günlerde de sürücü adaylarına zekâ testi zorunluluğu getirtmesi gibi, tüm bu konuları konuyla yakından ilgilenen psikoteknik uzmanı Psikolog Mustafa Gencer’le konuştu.
İşte Gencer’le yapılan söyleşi;
Muhabir M.K.: Sizce trafikteki yeni uygulamaların amacı nedir?
Psikolog Gencer: Trafik de aynı sağlık, eğitim, güvenlik ve asayiş gibi kamu hizmetlerinden birisidir.Yürütmenin bu hizmetleri yurttaşlara sağlıklı, güvenli, ekonomik ve eşit şekilde verilebilmesi gerekir, yeni uygulamaların amacı da bu ilkeleri sağlamaktır. Kısacası can ve mal kaybını en aza indirgemektir. Asıl konumuz olan SRC ve psiko-teknik konusunun yeni yeni duyduğumuz ama kapsamını tam olarak bilmekte ve anlamakta zorlandığımız konular.
Muhabir M.K.: Nerden çıktı bu SRC ve psiko-teknik?
Psikolog Gencer: Bu kavramlar aslında pek de yeni sayılmaz. Özellikle psiko-teknik kavramı 1996 yılında 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’na girmiş, alkol kullananlar, madde kullananlar, aşırı hız yapan ve 100 ceza puanını dolduranlara tekrar sürücü belgelerini alabilmeleri için psiko-teknik rapor almalarını zorunlu hale getirmiş. Yani psiko-teknik kavramı hayatımıza gireli nerdeyse yirmi yıl olmuş. 2004 Yılında çıkan yönetmeliğe göre 2009 yılma kadar tüm sürücülerin psikoteknik testine girmesini gerektiriyordu.2009 yılında Karayolları Taşıma Yönetmeliği’nde de yerini almıştır. Aynı yönetmelikte psiko-teknikbelgesi profesyonel sürücülere de zorunlu hale getirilmiş ve beş yılda bir testin yenilenmesini getirmiştir. SRC belgesi ve psikoteknik raporu İkisi aynı yönetmelikte geçince sanki aynı belgeymiş gibi algılanmıştır. Aslında ikisi birbirinden tamamen farklıdır. SRC kursları da bundan yararlanarak her SRC kursuna gelen adaya psiko-teknik raporunu da taahüt ederek sürücülere potansiyel psikoteknik müşterisi olarak yaklaşmıştır.
Muhabir M.K.: Psikoteknik deyince ne anlamalıyız? Biraz açar mısınız?
Psikolog Gencer: Genel bir tanım yapacak olursak psikoteknik endüstri psikolojisinin bir dalı olarak bireyin bir işteki yeterliliğinin ortaya konulması amacıyla gerekli bedensel ve bilişsel özelliklerinin testler aracılığı ile ölçülmesidir diyebiliriz. Bunu spesifik olarak trafikle (sürücülerle)ilgilendirdiğimizde de Sürücülerin güvenli araç kullanmalarını sağlayan zihinsel özelliklerinin (algı, dikkat, hafıza, muhakeme vb.); psikomotor yetenek ve becerilerinin (tepki hızı, göz, el, ayak koordinasyonu vb.); tutum-davranış, alışkanlık ve kişilik özelliklerinin (risk alma, saldırganlık, sorumluluk, öz kontrol vb.) ölçülmesi ve sürücülük açısından uygunluğu-yeterliliği hakkında bir sonuca varılmasıdır. Bu ilgili yasada da bu ne şekilde tanımlanmıştır.
Trafikte sadece araç sürmenin teknik kurallarım bilmek yetmez. Günlük hayattaki her araç gereç gibi; otomobil olsun otobüs olsun, kamyon ya da kamyonet olsun, kullanan kişinin fiziksel. bilişsel ve psikomotor yetersizliği veya -en hafif tabiriyle söylüyorum- işine olan ilgisizliği kendine ve başkalarına zarar verme ihtimalini ortaya çıkarır. Konu trafik olunca bunun sonuçları ölümcül veya ağır sakatlıklar olabiliyor. İşin maddi boyutuna hiç girmeğe bile gerek yok. Ölçülemeyen değer, değer değildir. Sürücünün, sürücülükle ilgili teknik bilgisini ehliyet sınavlarında ölçtüğümüzü varsayıyoruz ama kişi bu yeteneğini kullanırken zeka, algı, refleks, kişilik özellikleri gibi birçok değişken de işin içine giriyor. Yüz yılı aşkın süredir Psikometristlerin bu özellikleri ölçmeye yönelik geliştirdiği testlerden yararlanarak sürücülere uyarlanmış şekline de psikoteknik testler diyoruz.
Muhabir M.K.: Psikoteknik testler konusunda ülkemizdeki ve dünyadaki uygulamaları hakkında bilgi verir misiniz?
Psikolog Gencer: Her şeyden önce bu testlerin evrensel adı psikoteknik testler değil psikolojik testlerdir. Biz de herhalde yanlış anlaşılacağından korkulduğu ve daha usturuplu olduğundan bu adı koymuşlar. Bu testler Avrupa'nın gelişmiş ülkelerinde başta Almanya ve Avusturya olmak üzere, İngiltere, İsveç, Norveç, Danimarka, gibi Batı, Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinde ehliyet almak isteyen herkesin ilk geçmesi gereken testlerdir. Yani Batı'da her ehliyet alacak kişi ehliyetini almadan bu sınavlara girer ki; sınavın en can alıcı aşamasıdır. Ancak bu sınavı geçtikten sonra ehliyet almaya hak kazanır. Biz de şimdilik sadece eski adıyla profesyonel sürücü dediğimiz şoförlüğü meslek edinmiş kişilere zorunlu tutulmakta. Biz de en son alınan belge olması ve genelde SRC belgesinin bir parçasıymış gibi görüldüğü için kişiler ilk psikoteknik merkezlerine değil, SRC kurslarına başvuruyor ve burada da bir karmaşa yaşanıyor. Yani Batı'da olmazsa olmaz olan bizde olsa da olur olmasa da olur gibi algılanıyor.
Sürücü belgesi ve SRC belgeleri işin teknik boyutuyla ilgilidir. Yani bu sınavlarda çıkan sorular hangi mevsimde kaç numara yağ kullanacağını bilmek ya da bilmemek, ya da istiap haddinden fazla yük taşıdığında hangi maddeye göre kaç para ceza ödeyeceğini bilmek veya bilmemek ancak kişinin kendi sorunu iken sarı ışıkta gaza daha fazla yüklenmek toplumsal ve yaşamsal bir sorun haline gelmektedir.
Muhabir M.K.: Peki sürücülerimiz psikoteknik belgesi hakkında yeterli hassasiyeti gösteriyor mu sizce?
Psikolog Gencer: Bir hukuk devletinde bir yasa ya da yönetmelik çıkarmışsanız artık inisiyatif veya teamüller ortadan kalkar . Batı ile bütünleşmek istiyorsanız bir Batılı gibi hareket etmek zorundasınız. Biz gerçekten güzel yasalar ve yönetmelikler çıkarıyoruz ama malesef uygulama sürecinde tam bir fiyasko oluyor. Psikoteknik raporunun profesyonel sürücülerde (Kamyon, otobüs, ticari taksi, servis, kamyonet vs. kullanan tüm sürücüler) 2004 Yılından bu yana zorunlu tutulmaya başlanmasına rağmen şu ana kadar halâ hiç bu teste girmemiş binlerce şoför var. İşin daha vahimi de ki, bu çok önemli, birçok şoför de hiç teste girmediği halde adına rapor düzenlemiş durumda. Bu durum bana sürücü belgesi düzenleme yetkisinin ilk trafikten (EGM Trafik şubesi) alınıp Milli Eğitim'e verildiği (8o’li yılların sonu) ilk zamanlardaki yaşanan durumun birebir aynısı. Hatırlayın o dönemde de sadece fotoğrafınız ve kimliğinizin fotokopisini alan birçok kurum sizi geçerli(?) ama yasadışı belge sahibi yapabiliyordu. Şimdi de aynı şekilde iki fotoğrafınız ve ehliyetinizin fotokopisini Tabii ücretini de ödediğinizde sizin adınıza psikoteknik raporu düzenlenebiliyor. Bu kurumların (moda tabirle merdiven altı kurumlar) bu kadar rahat olabilmesinin sebebi, bu özel psikoteknik merkezlerinin ve bu merkezleri denetlemekle görevli ilgili resmi kuramların (Karayolları, il sağlık müdürlükleri, trafik şubeleri ve hepsinden önemlisi il’in valisinin başkanlık ettiği il trafik komisyonları) işini ciddiye almadığının bir göstergesidir.
80'li yılların sonunda ve 90’ lı yılların başında merdiven altı sürücü kurslarından alınan ehliyetlerin iptal edildiği ve sorumluların hukuk karşısında hesap verdiği gibi bu konuda da sanıyorum yetkililer en kısa zamanda harekete geçeceklerdir. Eğer sorumlu kurumlar bu konuda harekete geçer gerekli denetlemeleri yaparlarsa aynı şekilde bu şekilde hiç teste girmeden ya da yönetmeliğe uygun olmayan test cihazlarıyla yapılan test cihazlarıyla yapılan test sonucu rapor alan birçok şoför arkadaşımızın raporlarının iptal edilmesi dahası kanun önünde hesap vermesi gündeme gelecektir.
Yetkili kurumlar bu konuda harekete geçmezlerse diye bir şey yok bunun yasal sorumluluğu TCK. 257. maddede belirtilmiştir. Bir de şunu belirteyim, bir yasa veya yönetmelik çıkmışsa buna ilk uyması gereken kamu kurumları olması gerekirken, kamu kurumlarının bunu hiç dikkate almadığını görüyoruz. Başta İl Özel İdaresi, Karayolları ve Belediyeler olmak üzere bu konuyu ele alacaklarını umuyorum.
Muhabir M.K.: Son olarak şoförlerimize bu konuda söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Psikolog Gencer: Şoför arkadaşlara tavsiyem yeni yönetmeliğe göre psikoteknik raporu için fotoğraf götürmek gerekmiyor. Yeni test cihazları sizin fotoğrafınızı test anında otomatik olarak çekiyor. Eğer psikoteknik merkezi rapor için sizden fotoğraf talep ediyorsa o rapor geçersizdir. Ayrıca “psikoteknik kartı” diye bir şey yok psikoteknik kartı tamamen geçersiz bir belgedir. Bunun yerine hastanelerden alınmış, üzerinde test anında cihaz tarafından otomatik olarak çekilmiş fotoğraf(lar) ınızm olduğu raporun taşınması gerekmektedir. Bu hatalara düşmesinler. Eğer (Allah korusun) bir kaza ya da başka bir nedenle yasalarla muhatap olurlarsa, bu kartlar yok hükmündedir ve kendileri ve çalıştıkları kurumlar ehliyetsiz araç kullanmaktan daha ağır bir bedel ödemekle karşı karşıya kalabilirler.
Muhabir M.K.: Bizimle yapmış olduğunuz söyleşi için teşekkür ederiz.
Psikolog Gencer: Rica ederim, ben teşekkür ederim.