ÖLÜM FABRİKASI KURULMASINI İSTEMİYORUZ
ÖLÜM FABRİKASI KURULMASINI İSTEMİYORUZ
Yayınlanma:
Konu ile ilgili gerek Şaphane ve gerekse de çevre il ve ilçelerde bu konuda destek arayışında olduklarını belirten Ecz.Fatma Türker,Uşak’taki yazılı ve görsel basından da destek istedi.
Şaphane’de kurulması planlanan Asit Fabrikası’na tepkiler sürüyor.2003 yılından beri Şaphane’deki Şap Fabrikası işleten bir firmanın,şimdi de buraya asit fabrikası kurmak için çalışmalara başlaması,Şaphaneliler arasında tedirginlik yaratırken,çevreye duyarlı sivil toplum kuruluşları bu konuda vatandaşları duyarlı olmaya çağırıyor.Konu ile ilgili gerek Şaphane ve gerekse de çevre il ve ilçelerde bu konuda destek arayışında olduklarını belirten Ecz.Fatma Türker,Uşak’taki yazılı ve görsel basından da destek istedi.
BİLİMSEL RAPORLAR BU BİR FELAKET OLUR DİYOR
Uşak Olay Gazetesi’ni ziyaret eden Ecz.Fatma ve Özgül Türker,gazete sahibi Abdurrahman Yavuz’dan destek istedi.Şaphane’nin doğal yapısına, yeşiline ve en önemlisi insanına zarar verecek olan bu asit fabrikasının kurulmasına karşı olduklarını belirten Ecz.Fatma Türker”Bizler Şaphane’de yaşayan vatandaşlar olarak asit fabrikasının burada kurulmasını istemiyoruz.Bu nedenle Şaphaneli vatandaşlarımızın hislerine tercüman olarak,bu konuda ilgilileri uyarmak istiyoruz.Bir tek Şaphane Belediye Başkanının rızasıyla ilçemize kurulması düşünülen asit fabrikasının nasıl bir çevre felaketi yaratacağı bilimsel olarak ta ortadadır.Bu konuda İstanbul Aydın Üniversitesi Afet Eğitim,Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Yrd.Doç.Dr.Kubilay Kaptan’ın raporu çarpıcı örneklerle doludur.Bu fabrikaya evet diyenler ve yetkililer bu raporu dikkate almak zorundadırlar.Zira şaphane ekonomisi tarıma dayalıdır.Asit Fabrikasının tarım arazilerine vereceği zararlar çok büyük olacaktır”dedi.
RAPORDA NELER VAR?
İstanbul Aydın Üniversitesi Afet Eğitim,Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Yrd.Doç.Dr.Kubilay Kaptan’ın Şaphane Asit Fabrikasıyla ilgili hazırladığı rapor şöyle;
Kütahya'nın Şaphane İlçesinde yapımı devam eden asit fabrikası ile ilgili görüşlerimi bildirmeden önce birkaç olayı hatırlatmak isterim;
1. Yıl: 26 Nisan 1986
Yer: Ukrayna - Çernobil Nükleer Santrali
Olay: Nükleer Güç Reaktörünün her biri 1.000 Megavvatt (MW) gücünde olan reaktörlerin hatalı tasarımının yanı sıra, 4. reaktörde deney yapmak için güvenlik sisteminin devre dışı bırakılıp peş peşe hatalar meydana gelmesi nedeniyle patlaması.
Sonuç: Meydana gelen bu patlamalar, atmosfere çok miktarda radyoaktif yakıtın ve ham maddenin yayılmasına ve kolayca tutuşabilen grafit moderatörünün tutuşmasına neden oldu. Atmosfere yayılan bu kimyasallar rüzgarın etkisiyle tüm Asya ve Avrupa'yı sardı. Hala net ölüm oranı bilinmemekle birlikte İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırmalar göre tüm dünyadaki etkisi 40,000 ile 65,000 arasındadır. Türkiye'de ise binlerce kişi nükleerden kaynaklanan kanser vakasıyla hayatını kaybetmiş ve kaybetmeye devam etmektedir.
2. Yıl: 20 Nisan 2010
Yer: Meksika Körfezi - BP Petrol Platformu
Olay: ilgili şirketlerin kuyu açma faaliyetleri sırasında çok büyük hatalar yapmasından dolayı platform da patlama meydana geldi. Büyük deniz kirliliğine yol açan patlama ve yangının ardından yayılan petrol, Mississippi Irmağına kadar ulaştı.
Sonuç: Günde yaklaşık 800 bin litre ham petrolün denize karışmasına neden oldu. İki hafta içinde denize sızan petrolün kapladığı alan, 22 bin km2'yi budu. Yaklaşık 1 milyar litre ham petrolün denize karıştığı düşünülmektedir. Bunun yanı sıra sadece 3 ay içinde 200.000 ton kadar metan gazı okyanus içinde çözülerek sulara karıştı. Bu değer, okyanuslardaki normal metan seviyesinin 100.000 kat artmasına yol açtı.
3. Yıl: 15.03.2009
Yer: İzmir-Tüpraş Rafinerisi
Olay: Benzin ünitesinde bakım çalışmalarının sona erdirilmesinin ardından fırının devreye
alınması sırasında ortamdaki gaz basıncını dikkate almayan teknisyenlerin hatası
sonucu gaz sıkışması nedeniyle patlama meydana geldi. Sonuç: Tüpraş yetkilileri insan sağlığına hiçbir etkisi olmadığını söylese de, bölgeyi kaplayan
dumanlardaki kimyasal partiküller birçok kişinin solunum sistemi hastalıklarına
yakalanmasına ve birçok bitkinin yok olmasına neden oldu.
4. Yıl: 12.03.2011
Yer: Japonya - Fukuşima Nükleer Santrali
Olay: 8,9 büyüklüğündeki depremin ardından reaktörlerde patlama meydana geldi. Resmi raporlarda 9,00 büyüklüğündeki depreme dayanıklı olarak inşa edildiği kaydedilen santralin daha düşük bir depremde bu kadar zarar görmesi, santral yapımında yapılan hesaplama yanlışlıklarını ortaya çıkardı.
Sonuç: Yetkililer insan sağlığı etkileyecek dozda radyoaktif maddenin atmosfere salınmadığım iddia etseler de önümüzdeki yıllarda sağlık sorularındaki artış oranlarıyla alakalı yapılacak istatistikler gerçeği gösterecektir. Bu ve benzeri verilebilecek pek çok örnek olay insan hatalarının tehlikeli madde tesislerini nasıl bir felakete ve kaosa sürükleyebileceğini göstermektedir.
KÜTAHYA BİR DEPREM BÖLGESİ
Kütahya İli deprem haritasına bakıldığında, Kütahya Merkezi 2. derece deprem bölgesi içerisindeyken, Şaphane İlçesi 1. derece deprem bölgesi içerisinde yer almaktadır. Kütahya'nın deprem tarihine bakıldığında 1970 Gediz depremi Batı Anadolu Fay Hattını kırmış, 7,2 büyüklüğündeki deprem yaklaşık olarak 3000km2 genişliğindeki sarsıntı alanında takriben 3500 evi tamamen yıkmış, 7000 ev ağır surette ve 10.600 den fazla bina da fazla ölçüde hasara uğramıştır. 33.000 aile, yaklaşık olarak 80.000 kişi barınaksız kalmış, 6 saniye süren depremde 800 kişi (yabancı kaynaklarda 1086 kişi) ölmüş ve 520 (yabancı kaynaklarda 1260 kişi) yaralanmıştır. Kaldı ki Gediz -Şaphane arası sadece 28km'lik bir mesafedir. Bunun yanı sıra, 1928 Emet 6.2, 1944 Şaphane 6.2, 1970 Çavdarhisar 5.9 ve 2011 Simav 5,9 büyüklüklerindeki bu depremler bölgede ağır hasarlara ve can kayıplarına neden olmuştur. Daha önce verdiğim örnekte de 9,00 büyüklüğündeki depreme dayanacak güvenlikte yapıldığı söylenen nükleer santraller - kaldı ki deprem konusunda oldukça profesyonelleşmiş bir ülke - 8,9 büyüklüğündeki depreme dayanamadı. Kütahya'nın depremsellik durumu düşünüldüğünde Avrupa Birliği (AB) standartlarında yapıldığı söylenen asit fabrikasının durumu son derece düşündürücüdür.
FABRİKANIN YERLEŞİM YERİNE YAKIN KURULMAK İSTENMESİ BİR FELAKET
Dikkat çekilmesi gereken bir başka konu ise, Sülfürik asit üretiminde açığa çıkan gazın kontrol edilip edilemeyeceğidir. Fabrikanın gaz salınımının AB temiz hava standardı olan 30ppm'den az olduğu, açığa çıkacak baca gazı partikül miktarının 20ppm olduğu söylenmektedir. Tarım ve hayvancılığın yaygın olduğu bölgede sebze, meyve ve hayvanların atmosfere bırakılan bu kimyasal madde miktarından olumsuz etkilenip etkilenmeyeceğinin araştırılması, bacadan çıkan gazın anlık olarak değerlendirilmesi şeklinde değil, bölgenin iklim koşulları ve coğrafi yapısı gereği gazın havada biriktiği takdirde yoğunluğunun artarak insan, bitki ve hayvan sağlığına ne ölçüde zarar vereceği şeklinde araştırılmalıdır. Fabrikanın merkeze yakın bir yerde kurulması, çevresinde yerleşim yeri, okul, hastane, sebze ve meyve bahçelerinin olduğu da gözlendiğinde gerçekleşebilecek olumsuz bir olayın ne denli felaketle sonuçlanacağı yadsınmamalıdır.
BİNA TAM GÜVENİLİR YAPILSA DA KONTROLÜNÜ BAĞIMSIZ KURULUŞLAR YAPMALIDIR
Sanayi tesislerinde deprem, yangın, kasırga ve benzeri afetlerden kaynaklı çökmeler binanın karkasının güvensiz olmasından değil, basit bir kablonun kopmasından bile kaynaklı olabilir. Sonuçta fabrika yetkililerinin belirttiği şekilde fabrikanın işletilmesinin sorunsuz devam etmesi durumunda bile sonuçlarının uzun zaman içinde görülecek olumsuz etkileri olacaktır.
Fabrikanın güvenli olduğunun tartışıldığı platforma bakılacak olursa;
• Deprem,
• İnsanlara uzun vadede etkileri,
• Doğaya uzun vadede etkileri gibi konularda, "bina tam güvenilir yapılsa da bu tehlikeler mevcut ama şuan ki yapının da güvencede olduğunu" söylemek tesisin sahibine değil, bağımsız kuruluşlara bırakılmalıdır.
Konuyla alakalı bilimsel ve teknik araştırmalarımıza devam etmekteyiz. İlerleyen günlerde Şaphane halkına ve basın mensuplarına daha detaylı bir rapor sunulacaktır.”
BELEDİYE BAŞKANI SAKINCA YOKTUR YAZISI VERMİŞ
Şaphane’de kurulması planlanan asit fabrikası konusunda Kütahya Valiliği Çevre ve Orman Müdürlüğü’ne itirazda bulunan Şaphaneli vatandaşlar tesisin kurulma aşamasının durdurulmasını istemişler.Ancak Vali Yardımcısı Cengiz Horozoğlu imzalı cevabi yazıda,söz konusu fabrikanın kurulması için Çevre ve Orman Müdürlüğü’ne gönderilen Proje Tanıtım Dosyası’nda Dostel Alüminyum Sülfat San. A.Ş.’nin ÇED Yönetmeliği 15. Maddesi (a) bendi "EK-II listesinde yer alan projeler " ve aynı Yönetmeliğin 16. Maddesi hükümlerine göre 12.11.2010 tarihinde 60 ton/gün (19800 ton/yıl ) kapasiteli Sülfürik Asit kapasiteli tesisin çevre etkilerine duyarlı olacağı ve gerekli önlemlerin alınacağı taahhüt edilmiş.Yani ÇED izni olmadan sadece ilgili firmanın taahhütleri ve Şaphane Belediye Başkanının olumlu yazısı üzerine fabrikanın kurulabileceği yönünde görüş belirtildiği ortaya çıktı.
TAAHHÜTNAME VE BELEDİYENİN OLURU YETERLİ DEĞİL
Şaphane’de yaşayan ve çevreye duyarlı vatandaşlar ise aynı görüşte değiller.Sadece ilgili firmanın vereceği taahhüt ve 3 dönemdir Şaphane’de belediye başkanlığı yapan Ramazan Yeşildeniz’in’sakınca yoktur’görüşüyle bu asit fabrikasının kurulamayacağını belirterek”Bu haklı mücadelemizde sonuna kadar direneceğiz.İnsan sağlığı bu kadar ucuz olmamalıdır.Burada Şaphanemizin ve çocuklarımızın geleceği söz konusudur.Bu nedenle her türlü hukuksal mücadelemizi sürdüreceğiz ve pes etmeyeceğiz.Bu sadece bir belediye başkanının iki dudağı arasından çıkacak sözlerle yapılabilecek bir şey değildir”şeklinde görüş belirttiler...