MEMUR-SEN EYLEMDE

MEMUR-SEN EYLEMDE
MEMUR-SEN EYLEMDE
Memur-Sen’e bağlı Uşak’ta şubesi olan sendika üyeleri Tiritoğlu Parkı’nda toplanarak basın açıklaması yaptılar. Açıklamayı Kamu-Sen Uşak İl temsilcisi Memur-Sen’e bağlı Uşak’ta şubesi olan sendika üyeleri Tiritoğlu Parkı’nda toplanarak basın açıklaması yaptılar. Açıklamayı Kamu-Sen Uşak İl temsilcisi ve Diyanet-Sen Uşak Şube Başkanı Emin Acar okudu. Acar açıklamasında, “2009 yılı bütçesinin açık verdiğini sermaye kesimi kazanırken, ekonominin küçülmesinin faturası kamu çalışanlarına kesilmektedir” dedi. ANA MUHALEFET TE BİZİ DÜŞÜNMÜYOR Kamu-Sen Uşak İl Temsilcisi Emin Acar, “CHP’ye de çatarak, “Ana muhalefet partisi Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak kamu çalışanlarının ikramiye almasını engellemektedir” ifadelerini kullandı. Emin Acar’ın açıklamaları şöyle: Halen TBMM’nde görüşmeleri devam eden 2010 Bütçe Kanunu Tasarısı, mevcut hükümleri ve gelir ve gider tahminleriyle başta kamu görevlileri olmak üzere dar ve sabit gelirlilerin beklenti ve taleplerini karşılamaktan oldukça uzaktır. 2008’de hissedilmeye başlanan, 2009 yılında ise makro ve mikro ekonomik verilerin bütününde etkileri daha fazla görülen ekonomik kriz gerekçesiyle, gerek anılan yılların bütçe kanunlarında gerekse bütçe dışı argümanlarla sermaye sektörüne 54 Milyar TL aktarılmıştır. 2009 Bütçesinin 62 Milyar TL açık vereceği tahmin edilmektedir. Bu noktada yapılması gereken tespit; ekonomi büyürken de küçülürken de sermaye kesimi kazanmaya devam etmektedir. Ekonomideki küçülmenin faturası ise büyümeden kendisine pay aktarılmayan kamu çalışanlarına kesilmektedir. 2010 Bütçesi bu yönüyle, gelir adaletsizliğinin yasallaştırılması işlevi görecektir. Kamu çalışanlarından enflasyona ezdirmeme vaadiyle yetinmeleri istenirken, finans sektörüne ise ülke ekonomisi küçülse de sizin kârlılığınızı arttıracağız vaadi verilmektedir. Toplu Sözleşme İmzalamak İstek Ve Kararlığındayız Bu kapsamda, kamu görevlileri başta olmak üzere ücretlilerin, gelirlerini artıracak giderlerini azaltacak sekilde yeniden düzenlenmesi, “Sosyal Devlet” vurgusu içermesi bakımından 2010 Bütçe Kanununa ilişkin talep ve beklentilerimizle sendikal haklarla ilgili vazgeçilmez önceliklerimizi sizlerin aracılığıyla kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Toplu sözleşme ve grev hakkı engellenemez 120 sayfalık 2009 yılı Toplu Görüşme Taleplerinin sonuç bölümünde “2010 yılında toplu sözleşme imzalamak istek ve kararlığındayız.” diyerek önceliğimizi ortaya koyduk. Bugün de bu temel hedef ve kararlığımızdan milim şaşmış değiliz, kararlılığımız artarak devam etmektedir. Ancak, iktidar partisi uluslar arası sözleşmeleri dayanak göstererek kamu görevlilerine toplu sözleşme ve grev hakkı tanımak yerine Avrupa Sosyal Şartı’nın 5. ve 6. maddelerine koyduğu çekincelere dayanarak bu hakkı vermekten kaçınmaktadır. Değerli Basın Mensupları, Bu çekinceyi kaldıracak olan da iktidarın kendisidir. Memur-Sen olarak, söz konusu çekinceler kaldırılmadan da ĐLO’nun 51, 98 ve 151 Sayılı Sözleşmelerine dayanarak kamu görevlilerine toplu sözleşme ve grev hakkının verilebileceğine inanıyoruz. Hükümet, Avrupa Sosyal Şartı’nın 5 ve 6. maddesine konan çekincenin kaldırılmasının şart olduğunda ısrarcı ise, o zaman bu çekinceyi derhal kaldırsın ve kamu görevlilerinin özlemle beklediği toplu sözleşme ve grev hakkını vererek memur açılımını da başlatsın. Bu açılımı kamu görevlilerinin siyaset yasağını kaldırarak sürdürsünler. Aksi taktirde toplu sözleşme ve grev hakkımızı alıncaya kadar eylemliğimizi sürdüreceğimizi ve bir mesafe alınmaması durumunda da 2010 toplu görüşme masasına oturmayacağımızı tekrar deklare ediyoruz. Ana Muhalefet Kamu Görevlilerinin İkramiyesiyle Oynuyor Öte yandan kamu görevlilerine toplu sözleşme ve grev hakkı verilmesi konusunda sendika ve konfederasyonlarla diyalog ve işbirliği içinde olması gereken ana muhalefet partisi, işçi sendikalarında uygulanan toplu sözleşme ikramiyesine benzer, kamu görevlilerinin toplu görüşme primleri için Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açarak, iptaline ve kamu görevlilerinin gelirlerinin azalmasına neden olmasını anlamak mümkün değildir. Maalesef Anayasa Mahkemesi de konfederasyonların görüşlerine başvurmadan, sendikalıların yararlandığı tek kazanım olan toplu görüşme primini kaldırarak büyük bir haksızlığın altına imza atmıstır. Yüzde 4 Artı 4 Kamu Görevlilerin Hakkıdır Yüzdelik zamma gelince, yüzde 2.5 artı 2.5 zamma masada hayır dedik, alanlarda da hayır demeye devam ediyoruz. İktidar, maalesef kamu görevlilerine, Orta Vadeli Mali Program’da 2010 yılı için belirlediği yüzde 5.3’lük enflasyon rakamını bile çok görmüstür. Uzlastırma Kurulu’nun bizim önerimizle örtüsen yüzde 4 artı 4 kararını uygulamaktan imtina etmistir. Ancak, buna karsılık bütçeden, sayıları yüzlerle sınırlı isadamlarına kriz paketleri adı altında 54.3 milyar TL, faiz giderleri olarak da 56.750 TL kaynak ayırabilmektedir. Đsadamlarına ve rantiyeciye verilen bu kaynakların sadece yüzde 10’nun bile verilmesi durumunda kamu görevlilerinin beklentileri karsılanmıs olacaktır. Ek ödeme, bu haliyle adaletsiz ve eksik bir ödemedir. İktidarın Hesabı Yanlış Ek ödemede iktidar yanlıs hesap yapmaktadır. Ek ödeme bu haliyle eksik bir ödemedir, çünkü ek ödeme miktarı eksiktir, ek ödemenin kapsamı eksiktir, ek ödeme düzenlemesinde sendikaların görüşlerinin alınmaması eksikliktir. 2008 yılı mutabakat metninde açıkça ifade edilmesine karşın 2009 ve 2010 yıllarında ek ödemede artış yapılmaması hükümetin imzasına güven duyma konusunda tereddütler oluşturmaktadır. Mutabakata göre, 2012 yılının birinci altı aylık döneminin sonuna kadar ek ödemede kapsamlı artışlar yapılmak suretiyle ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesinin gerektirdiği sonuca ulaşılması karar altına alınmıştı. Ancak, belirtilen tarihe kadar ek ödemede hangi oranda artış yapılacağı konusunda bir takvimin ortaya konulamaması hükümetin bu konudaki samimiyetini de sorgulamayı haklı kılmaktadır. Memur-Sen olarak, ek ödemeye ilişkin takvimin Konfederasyonların da katılımıyla belirlenmesi ve 1 Ocak 2010’dan geçerli olmak üzere ek ödemeye 30 TL artış yapılması, 1 Temmuz 2010’da ilave 30 TL artış gerçekleştirilmesi talebimizi yineliyoruz. Kime, ne zaman ve ne kadar KEY ödeneceği açıklanmalıdır. KEY’lere Başbakan El Koydu Bilindiği gibi kamuoyunda KEY olarak bilinen Konut Edindirme Yardımı’nın hak sahiplerine ödenmesini 2009 toplu görüşme masasında karar altına aldırmıştık. Bu bakımdan ikinci KEY ödemelerinde yaşanan krize, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın el koyması, ödenmesi yönünde talimat vermesi ve konuyla ilgili yasa tasarısının hazırlanması olumlu bir gelişmedir. Başbakan’ın talimatı üzerine hak sahiplerine üçüncü kez hak tanınmasının kararlaştırılması iyi niyetli bir adımdır ancak, yanlış uygulamalardan dolayı hak sahiplerinin endişe ve kaygıları devam etmektedir. Bu nedenle, KEY ödemelerinde yasanan süre aşımı krizinin çözülmesi, yasa tasarısının zaman kaybedilmeden sonuçlandırılarak, hak sahiplerinin alacaklarını ne zaman, nereden ve ne kadar alacağına dair bilgilendirmenin kamuoyuna acilen yapılmasını bekliyoruz. Tedavi katılım payı memurun gelirini azaltan bir uygulamaya dönüşmüştür. Tedavi Katılım payı Sağlığın Paralı Sisteme Döndüğünün Göstergesidir Hükümet, tedavi katılım payında yüzde 33 ila yüzde 150 arasında artış yapmıştır. Bu uygulamayla tedavi katılım payı hastadan ve hastalıktan para kazanmaya dönüşmüştür. Bildiğiniz gibi Konfederasyon olarak, hükümetin bu uygulamasının iptali için Danıştay’da dava açtık. Kamu görevlilerinin gelirlerini artırması gereken siyasi iktidar, katılım payı ile giderlerini artırma yöntemini tercih etmiştir. Katılım payı uygulaması incelendiğinde görülecektir ki, sağlık kurumuna başvurmak ücrete tabi, reçete yazdırmak ücrete tabi, eczaneye gitmek ücrete tabi. Durum bu olunca aslında bir isim değişikliği de şart. Bu tedavi katılım payı değil, sağlık sisteminin paralı hale dönüştürülmesidir. Sayın Başbakan’ın genel sağlık sigortasıyla ilgili söylediği herkesin sağlık güvencesi şemsiyesi altına alındığı ve bu şemsiyeden ücretsiz yararlanacakları yönündeki beyanları bu uygulamayla Maliye Bakanlığı’nca ters çevrilmiş olmaktadır. Katılım payı uygulaması kaldırılmadığı sürece sağlıkta dönüşüm ve reform ölü doğmuş olacaktır. Umarız, tedavi katılım payı ortaya çıkan bütçe açığını kapatmanın en etkili yolu olarak kullanılmaz ve bu yanlıştan en kısa zamanda dönülür. Bu duygularla, siz saygıdeğer basın mensuplarına katılımlarınızdan dolayı tesekkür ediyor, gelecek Kurban Bayramınızı kutluyor, sağlık, esenlik, birlik ve kardeşlik dolu bir bayram diliyorum.