KÖPEKLER
KÖPEKLER
Yayınlanma:
Köpekler, sokaklarda, caddelerde dolaşıyor: Kimi uysal, kimi saldırgan, kimi sevimli, kimi sevimsiz.
Köpekler, sokaklarda, caddelerde dolaşıyor: Kimi uysal, kimi saldırgan, kimi sevimli, kimi sevimsiz.
İnsanlar köpeklere bakıyor: bazısını sevimli, bazısını saldırgan olduğunu görüyor. Yine de insanlar, itlerin bazısını seviyor, bazısını tepiyor. Alıyor köpekleri evlerine insanlar: Sessizliğini, yalnızlığını paylaşmak için. Dolaştırıyorlar insanlar köpekleri; sokaklarda, caddelerde, arkadaşlık etmesi için, kendini saldırganlardan koruması için.
Kimileri atıyor köpeklere ekmek ya da kemik parçasını, kimileri de fırlatıyor taş parçasını.
Nedir çektiğimiz köpeklerden: İnsanlar mı çeker köpeklerden, yoksa köpekler mi çeker insanlardan.
Aslında doğa devinim içinde. Bu evrende insan da olacak, köpek de. Ah şu köpekler; saldırmasa, havlamasa, insanları rahatsız etmese, varlığından haberi olmayacak insanlar. Haberi olmayacak insanlar dedim ya, haberi olanlar da var: Çoban, av, ev köpeklerinden. Yardımcı olur itler, insanlara; koyununu, kuzusunu korur saldırganlardan. Avını bulur, canlı getirir avcıya avını köpekler. Köpekler; insanoğlunun bekler evini, damını, korur hırsızdan, uğursuzdan.
Geçenlerde, gecenin bir yarısında, oturdum evimin balkonuna. Tüttürüyorum sigaramı, keyifli keyifli. Gecenin karanlığını aydınlatan sokak lambasının altında, köpekler oynaşıyor. Ana-kız, ana-oğul mu? Yoksa baba-kız, baba-oğul mu? Ya da karı-koca mı? Veya hiçbiri mi? Gerçek olan iki köpek: Oynaşıyorlar gecenin sessizliğinde. Ne havlama ne gürültü patırtı, ne de gecenin sessizliğini bozacak bir durum var. Alt alta, üst üste sevimli itler, eşref-i mahlûkatın gözlerinden uzak-yalnız ben izliyorum-dalmışlar kendi dünyalarına, kendi hal dilleriyle, anlatıyorlar birbirlerine maceralarını. Köpeklerin bu birlikteliği, bu sessizce sevişmeleri, oynaşmaları, konuşmaları ne güzel?
Köpekleri, birbirlerinden ayrılana kadar izledim: gecenin o saatinde, uyuyan, sevişen, acı çeken, sevinen, doğan, ölen tüm dünyadaki insanları düşündüm.
Kendi kendime dedim ki, ey insanlar; bu köpekler kadar olamıyoruz, sözlerimizle, hareketlerimizle, kırıyoruz birbirimizi. Sevinemiyoruz, mutlu haberlere. Kahroluyoruz acı haberlere.
Doğana merhaba, gidene güle güle diyemiyoruz. Bir yerden içimizi kemiriyor, acılar, mutsuzluklar. Doğan, yaşayacak, ölen, zaten yaşamıştı, İyi-kötü, güzel-çirkin yaşamın dakikalarını.
Ah ne olurdu insanlar da o gözlemlediğim köpekler kadar, birbirlerini anlasa, kinden, nefretten arınsa, birbirlerine sarılsa, savaştan, açlıktan, yoksulluktan kurtulsa birbirleriyle sarmaş dolaş olsa, iyiliklerle, güzelliklerle yaşasa. Evrendeki dünyada, insanlar arasında, sıcak, içten köprüler kurulsa. Birbirlerine insanlar hep saygılı, her doğan günde birbirlerine ”merhaba” dese. Dünyadaki ve ülkemizdeki insanlar arasında, hep güzellikler, iyilikler, sevgiler egemen olsa. Ne de güzel olur, güzel ülkemin güzel insanlarının yaşamı.