KARAAĞAÇ GÖLETİ KİRLETİLİYOR
KARAAĞAÇ GÖLETİ KİRLETİLİYOR
Yayınlanma:
Türkiye Sportif Olta Balıkçılığı Derneği Başkanı İsmail Atalay, yeşil ve mesirelik alanların çöplerle doldurulmasına tepki gösterdi.
Türkiye Sportif Olta Balıkçılığı Derneği Başkanı İsmail Atalay, yeşil ve mesirelik alanların çöplerle doldurulmasına tepki gösterdi.
Yaptığı yazılı açıklamada Atalay, “Kent ve kentleşme modern zamanların en önemli olgularından biridir. Yalnız Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde pek çok ülkede, hızlı şehirleşme ve kırsal alandan kentsel alanlara yaşanan yoğun göç, güncel bir konu olarak önemini korumaktadır. Ülkemiz açısından baktığımızda, Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusumuzun yaklaşık yüzde 25’i kentli nüfus iken, sadece 75 yılda bu oran tersine dönmüş ve kentli nüfus yüzde 75’e yükselmiştir. Bugüne gelinceye dek çilekeş Anadolu insanının dertleri ile büyüdüğü gibi kentlerimiz de dertleriyle birlikte büyümüş, kırsaldan kentlere gerçekleşen yoğun göçü karşılayacak, insanlara yeterli alt ve üst yapıyı sunacak önlemler alınamadığı için günümüzdeki çarpık ve sağlıksız kent manzaralarıyla karşı karşıya kalmışız” dedi.
“HERKESİN ÜZERİNDE
SORUMLULUK VARDIR”
Sosyal bir varlık olan insanın kendini ne kadar yüce görse de bir diğerine muhtaç olarak yaratıldığına dikkat çeken Atalay, “Arzu, istek ve ihtiyaçları o kadar nihayetsizdir ki bunları tek başına ortaya koyması imkân dahilinde değildir. Bundan dolayıdır ki insanlar, az ya da çok sayıda topluluklar halinde yaşarlar. Köyler, kasabalar, kentler/şehirler bu mahallerin en başlıcalarıdır. Topluluklar halinde yaşamak ise insanın üzerine ağır ve derin sorumluluklar yükler. Köydeki köye göre, kasabadaki kasabaya göre, şehirdeki şehre göre sorumluluk taşır. Kentte yaşamak sorumluluk ister, uzlaşı ister, tolerans ister, tahammül ister, anlayış ve sabır ister. Bunların hepsi birleşerek kent kültürünü oluşturur. Kentlileşmek medenîleşmektir… Ağır sorumluluğu olan bir anlayışı gerektiren ‘kent’te yaşamak, ‘kent’li olmak öyle sıradan bir iş değildir. Kentte yaşamanın elbette ki bir bedeli vardır. Ve bu bedel kentte yaşayan herkes tarafından ödenmelidir. Bu da ancak kentlilik bilincinin oluşmasıyla gerçekleşebilecek bir şeydir. Havasını teneffüs ettiğimiz, suyunu içtiğimiz, geçimimizi sağladığımız, hayallerimizi oluşturduğumuz kentin farkında olmak, bizim için önemini kavramak, bizi ifade ettiğini görmek, bizim kimliğimizi yansıttığını idrak etmek, kişiliğimize ayna tuttuğunu bilmek ancak bir bilinçle olur ki, bu bilinçte ‘kentlilik bilinci’nden başka bir şey değildir” dedi.
ÇÖPLER YERLERDE
Atalay açıklamasının devamında, “Karaağaç, Göğem, Huzurpark vs. piknik alanları kentlileşen, gelişen, diğerlerinden farklılaşan kişilerin akıp giden hayatlarında “arasıra” uğrayıp nefes aldıkları doğanın bize hayatın karmaşası içinde teneffüs zilini çaldığı alanlardır. Yeşil alanlar,mesire alanları kentlileşemeyenlerin çöplükleri değildir… Kentlileşemeyenlerin (sözde kentlilerin) diğerlerinin yaşam alanlarına,geçimlerini sağladıkları topraklarına pisliklerini bırakma alanları değildir. Kentli iseniz, çağdaş iseniz ,medeni iseniz, toplu olarak yaşamanın ne demek olduğunu biliyorsanız, sizden olmayan diğerlerine saygı göstereceksiniz…Diğerlerinin nefes aldıkları, yaşadıkları İlimizdeki bir elin parmaklarından daha az olan yeşil alanlara kentten gelip çöplük muamelesi yapmayacaksınız… Biri evinize misafir olarak gelip çöpünü evin ortasına bıraksa ne düşürseniz,ne yaparsanız, diğerleri de size aynısını yapar… Yapmıyorlarsa,”belki birgün düzelirler” diye sabrediyorsa bunun nedeni iyi bilin ki diğerlerinin sizden daha medeni olduğu içindir” dedi.