KADINLARIMIZI BOŞ YERE HARCIYORUZ

KADINLARIMIZI BOŞ YERE HARCIYORUZ
KADINLARIMIZI BOŞ YERE HARCIYORUZ
Türkiye’de çalışan nüfusun sadece yüzde 25’nin kadınlardan oluştuğunu ifade eden TOBB Başkanı, “Dinimizde israf haramdır. Türkiye’de çalışan nüfusun sadece yüzde 25’nin kadınlardan oluştuğunu ifade eden TOBB Başkanı, “Dinimizde israf haramdır. Biz ise kadınları boş yere harcıyoruz” dedi. UTSO Başkanı İsmail Kahraman ise Başbakan’ın sözlerine katılmanın mümkün olmadığını söyledi. TOBB Başkanı: Kadınları israf ediyoruz Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, Uşak Ticaret ve Sanayi Odası ve Ticaret Borsası tarafından düzenlenen konferansa katıldı. Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılan konferansta kadınların üretimde daha fazla söz sahibi olması gerektiği ortaya kondu. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş’ın katıldığı programda kadınların ekonomi için önemine değinildi. Türkiye’deki kadın girişimcilerin yüzde 7 civarında bulunduğunu belirten TOBB Başkanı, “Çalışan nüfus içinde kadının payı yüzde 25’te kalıyor. Bu rakamlar dinimizdeki ‘israf haramdır’ kurulanı aykırı. Çünkü biz kadın nüfusu boş yere harcıyoruz” dedi. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş ise; 3 milyon kadının kayıt dışı istihdam edildiğini iletti. NÜFUSU İSRAF ETMEYİN Uşak Ticaret ve Sanayi Odası ile Ticaret Borsası’nın düzenlediği “Uşak Programı” başlıklı toplantıya katılan TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, ülkenin en önemli sorununun işsizlik olduğunu söyledi. Türkiye’deki işsizlerin büyük bölümünü kadınların oluşturduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, ekonomide cinsiyet ayrımı yapılmamasını istedi. TOBB’un kurduğu Kadın Girişimciler Kurulu’nun ülke çapındaki en büyük kadın örgütlenmesi olarak görüldüğünü dile getiren Hisarcıklıoğlu, şöyle söyledi: “Ekonomik gidişatın daha iyiye gitmesi için çalışan bir kurumuz. Ülke ekonomisinin en büyük probleminin işsizlik olduğunu söyleyebilirim. Halen ülkemizde 5.8 milyon kişi işsiz ve her yıl 700 bin gencimiz bu orduya ekleniyor. Bizim en büyük sıkıntılarımızdan biri de kadınların yeterince istihdam edilmemesi. Çalışan nüfusun sadece yüzde 25’i kadın. Bu rakam gelişmiş ülkelerde yüzde 50’ye yakın. Dinimizde israfın haram olduğu söyleniyor. Maalesef biz kadınlarımızı ekonomik hayatta yeterince kullanmayarak harama giriyoruz.” Fabrikaya maç ve siyaset sokmayın Türk demokrasinin henüz sağlam temeller üzerine oturmadığını belirten TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, siyasetten çok ekonominin konuşulmasını istedi. Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu: “Dünyanın 17’inci ülkesiyiz ama iş ortamında 10 basamak geriye gittik. Çünkü Türkiye’de gündemde siyasetten başka hiçbir şey yok. Zenginliğin ve demokrasinin yolu ekonomiyi konuşmaktan geçiyor. Biz Cumhuriyetin 100’üncü yılında ilk 10’a gireceğiz diyoruz. İlk 10 girmek için siyasetin konuşulması yerine ekonomiyi konuşmak lazım. En kolay iş siyaset ve futbol konuşmak. Sermaye yok konuş konuşa bildiğin kadar. Herkes işyerinde ekonomiyi konuşsun. Kimse siyasi kavgalara çanak tutmasın. Fabrikada siyaset ve futbolla ilgili konuları konuşturmayın.” Uşak Valisi Özdemir Çakacak’ın da katıldığı programında sonunda ekonomiye katkı sağlayan sanayicilere ödül verildi. Rifat Hisarcıklıoğlu’dan İlginç sözler: “Ekonominin Durumu, Sorunlar ve Öneriler” konulu sunumu yapan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Kadınların bulunduğu en geniş iş örgütünü kurduk. Uşak’ta da kadın ve genç girişimciler kurulunu kurduk. Kadınlara ve gençlere önem veriyoruz; çünkü onlar Türkiye’nin geleceği. Ülkedeki en önemli sorun işsizlik. Türkiye’deki 5.8 milyon insan işsiz. Her yıl 700 bin genç de istihdam nüfusuna katılıyor. İşsizlere iş bulmanın tek ilacı girişimci sayısını artırmak ve özel sektörde istihdamı geliştirmek gerek. Artık devlet eliyle istihdam bitti. Biz 1 milyon 300 bin tüccar ve sanayiciye sahibiz. İsraf haramdır deriz ama nüfusumuzu israf ediyoruz. Nüfusun yarısı kadın. Fakat kadının işgücündeki yeri yüzde 25. Kadınlar girişimcilikte ise sadece 7 civarında. Nüfusun yarısı 28 yaş altında. 36 milyon gencimiz var. Gençleri ve kadınları girişimciliğe heveslenmeleri için örgütlenme sağladık. Uşak’ta bir girişimci ruh var. Cumhuriyet sonrasında Türkiye’de ilk şeker fabrikası, elektriğin ilk kullanıldığı yer ve Osmanlı Bankası’nın ilk açıldığı yer. Uşak’ta bir çok noktada rekor var. Deri, battaniye, gazlı bez, nohut, haşhaşta Türkiye birincisi. Seramikte de yüzde 15’i Uşak’ta üretiliyor. Bu kadar imkana rağmen neden Uşak kendisini markalaştıramadı. Bence siz başkaları bizi keşfetmesin diye kendi içinize kapanmışsınız. Gelir de başkaları bu imkandan faydalanır diye düşünmeyiz. Devir markalaşma ve ürünü satma dönemi. İli markalaştırmadan para kazanmak mümkün değil. Bedava para kazanmak istiyorsanız markalaşmayı mutlaka sağlamalısınız. Tanıtımla kazandığınızı 10’a katlarsınız. Kendinizi iyi pazarlayamazsanız; kimse gelip de sizi keşfetmez. Kendinizi ön plana çıkarmanız var. Ön plana çıkmanın yolu da birlikte hareket etme kültüründen geçiyor. Türkiye’nin markalaşan kentlerinden Gaziantep, Konya ve Kayseri gibi iller hep birlikte hareket ettikleri için bir yerlere geldiler. İlin valisi veya belediye başkanı kent için birliktelik sağlıyorsa zenginlik doğuyor. Şehrin liderlerine motive ederek birlikte hareket etme ruhu kazandırın. Birlikte zenginleşirseniz bu Türkiye’de yansır. Türkiye’de ihracatta yüzde 1 artış varken, Uşak’ta yüzde 21’lik bir artış var. Ayrıca işyeri açılmasında da kent ortalamanın üstünde. Protestolu senette Türkiye’de yüzde 25 azalma oldu. Uşak’ta ise yüzde 56’lık azalma gözlendi. Uşaklının bankalarda 1,7 milyar TL var. İşi ekonomiye yatırmadıklarının en somut göstergesi. Türkiye,’de toplanan paranın yüzde 76’sı kredi olarak finanse ediliyor. Uşak ise yüzde 52’si kullanılıyor. Bu oran çok düşük. Paranın gerekli yerlere kullanılmadığının en somut göstergesi. KRİZ Geçmişte kur, faiz ve enflasyon üzerinde değerlendirme yapılırdı. Küresel krizde ise bunlar yukarı çıkmadı aksine aşağı indi. Bütün dünyada bu yaşandı. Türkiye ve dünya iki tane gerçek rakama baktı. Büyüme ve işsizliğe dikkat edildi. Büyüme aşağıya doğru indi ve işsizlik giderek tavan yaptı. Aynı şekilde ihrcatta da aşağıya doğru iniş gözlendi. 2001’in son üç çeyreğinde Cumhuriyet tarihinin en büyük daralmasını yaşadık. Bundan ders aldık ve yukarı çıktı. 2005’te ise yatay bir seyir izledik. 2007’den sonra ise zenginliklerimiz aşağı doğru inmeye başladı. Büyüme rakamlarının aşağıya gidişiyle uyarıda bulundum fakat kimse dikkate almadı. Biz 2007’de kendi içimizde kavgaya başladık ve bereketin önüne geçtik. Birlik ve beraberliğimizi kaybettik. Herkes birbirini öteki gibi görmeye başladı. Aynı apartmanlarda oturanlar dahi kavga etti. Cumhurbaşkanlığı ve parti kapatmalarla ipin ucunu iyice kaçırdık. Dünyada yaşanan küresel krizde gelince en çok küçülen ülke biz olduk. Bir tane bankamızın batmamasına rağmen en büyük darbeyi biz yedik. Hatay’dan Diyarbakır’a kadar istihdam ve enerji tüketiminde artış gözlendi. Bursa ve Kocaeli gibi kentler ise kaybetti. Memur kentleri yatay seyir izledi. Ekonomisi dışa bağımlı olanlar kaybedenler tarafından yer aldı. Huzur olmada ticaret olmaz, ticaret olmadan da zenginlik olmaz. Biz huzurun ve istikrarın bozulmaması için elimizden gelen çabayı göstermeye çalıştık. Bizim yapabildiğimiz sadece ikaz mekanizması oldu. Amerika bize göre 4 kat daha güçlü. Çünkü orada kişi başına düşen milli gelir bizi dörde katlıyor. Amerika bir adım atarken, bizim dört adım atmamız gerekiyor. Büyüme rakamları değerlendirilirken her zaman için rakiplere bakılmalı. Eşdeğer olmak için rakiplerimiz kadar hızlı koşmamız lazım. Büyümenin yolu üretimden geçiyor. Üretmeden alıp-satmadan büyümek mümkün değil. Kısa mesafede istihdamı artırmak için rekabet gücünü engelleyen unsurların düzeltilmesi lazım. Enerji, işçilik ve vergi gibi konularda düzenlemeler yapılmalı. Dünya birbiriyle rakabet ediyor. Herkes öteki ülkeyi nasıl geçerim diye bakıyor. Dünyanın 17’inci ülkesiyiz ama iş ortamında 10 basamak geriye gittik. Çünkü Türkiye’de gündemde siyasetten başka hiçbir şey yok. Zenginliğin ve demokrasinin yolu ekonomiyi konuşmaktan geçiyor. Biz Cumhuriyetin 100’üncü yılında ilk 10’a gireceğiz diyoruz. İlk 10 girmek için siyasetin konuşlması yerine ekonomiyi konuşmak lazım. En kolay iş siyaset ve futbol konuşmak. Sermaye yok konuş konuşa bildiğin kadar. Herkes işyerinde ekonomiyi konuşsun. Kimse siyasi kavgalara çanak tutmasın. Fabrikada siyaset ve futbolla ilgili konuları konuşturmayın. Türkiye’nin en büyük girişimcileri Trabzon’dan çıkıyor. Fakat Trabzon ekonomik olarak gelişmiyor. Pazar günü maç bitiyor, çarşambaya kadar maçı konuşuyorlar. Perşembeden sonra da gelecek maçın yorumunu yapıyorlar. Size ne futboldan. Kendi işinize bakın. Büyümenin aşağı inmesinin sonucu ortaya işsizlik çıkıyor. Türkiye’de 2002-2007 döneminde yüzde 7 büyüme sağlandı ve 3.3 milyon kişiye istihdam sağlandı. Bugün ise işsizlik arttı. Son rakamlarla birlikte 5.8 milyon kişi işsiz. Her 6 kişiden 1’i işsiz. Biz komşusu açken tok yatan bizden değildir prensibiyle yetiştik. 6 kişiden 1 kişi umutsuz ve yüzü gülmüyor. Bunlar böyleyken bizim yüzümüzün gülmesi mümkün değil. Bizde sanayici ile işçi ayrı yerde yemek yemez. Aynı yemekhanede yemek yiyor ve aynı tastan su içiyoruz. İşçimizle et ve tırnak gibiyiz. Ama aynı zamanda işsizliği çözmemiz gerekiyor. Farklı ülkelerde farklı değerler olabilir. Biz insanın en hayırlısı insanlara faydalı olandır prensibiyle yetiştik. Bugün insana en faydalı olmanın yolu iş ve aş vermektir. Gelecek noktasında moralim bozuk değil. Rakamlara baktığımızda katma değer vergisinde yüzde 22’lik artış görülüyor. KDV’deki tahsilat artışı ticaretin geliştiğini gösteriyor. Fakat ithalde alınan KDV ise yüzde 68 arttı. Bu kısa vadede Maliye’yi memnun eder ama uzun vadede gelecek için tehlikedir. Teşvik verilecekse ithal edilen malların Türkiye’de üretilmesini sağlamak üzerine olmalı. Nihai ürünlerin ülkede üretilmesini sağlarsak zenginlik kendiliğinden gelir. İşyeri açılışında da yüzde 13’lük artış var. Elektrik üretiminde yüzde 5’lik artış var. Ticari araç satışında da yüzde 24’lük artış var. Bunların hepsi olumlu gidişatın göstergesi. Olumlu gidişat için odaklanmamız gereken noktalar var. Türkiye’nin gündeminde Anayasa değişikliği konuşuluyor. Fakat yıllardır bekleyen ticaret, borçlar ve hukuk muhakemeleri kanunları var. Bunların da gündeme alınması için siyasi partilere gittik ve talepte bulunduk. Partiler bu kanunların düzenlenmesi için desteğe hazır olduklarını söyledi. Türk Ticaret Kanunu 1950 model ve biz bununla dünya ile rekabet etmeye çalışıyoruz. Güçlü ekonominin yolu kaliteli demokrasi. Bu ikisi olmadan refah sağlanamaz. Türkiye’de bazı yapısal reformlar hayata geçirilmeli. Kaliteli demokrasi için; yeni Anayasaya ihtiyaç var. Türk özel sektörü 2000’den bu yana yeni Anayasa istedi. Yeni bir taslak hazırlattık ve tartışmaya açtık. Her genel kurulumuzda bunu dile getirdik. Çünkü dünyada iş yapma anlayışı 1990’da değişti. 1982 Anayasası yapılırken dünyada kalkınma ve zenginleşmenin anlayışı kamu ve özel sektöre dayanıyordu. Fakat 1990’da duvarlar yıkıldı ve kalkınma zenginleşmenin tek özel sektör yoluyla olacağı anlayışı gündeme geldi. Bizim Anayasamız hazırlandığı dönemi içeriyor ve çağa ayak uydurmuyor. Sistemi yeniden yapılandırmak için önce Anayasa’dan başlamamız gerekiyor. Aksi halde diğer yapısal reformları hayata geçiremeyiz. Biz zengin olmak istiyoruz ve sistemin bu işleyişiyle nereye gideceğimizi de bilmiyoruz. Şu andaki sistemin çivisi çıkmış. Sistemi sadece bir yerinden değil tamamını yeniden yapılandırmamız lazım. KREDİ TOBB olarak 100 milyon TL’yi Halk Bank’a aktardık ve düşük imkanlarla kredi imkanı sağlamanın yolunu açtık. İşsizliğe çözüm olacak bir adımı attık. Bizim aktardığımız 100 milyon TL’lik kaynak, diğer odaların da desteğiyle 500 milyon TL’ye ulaşacak. Halk Bank’ta kendi imkanlarıyla KOBİ’lere toplam 3 milyar TL’lik bir kredi imkanı sağlayacak. 3 MİLYON KADIN KAYITDIŞI Bin 400 işkadının üye olduğu TOBB Kadın Girişimiler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş, “Çalışan kadınların yarısı kadar kayıt dışı istihdam var” dedi. İstihdam edilen kadınların 6 milyonunun sigortalı olduğunu belirten Bektaş, “Maalesef 3 milyon kadın kayıt dışı çalışıyor. Ben ilk 500 içinde mücadele eden bir sanayici olarak buna karşıyım. Kadınların ekonomiye daha çok katkı sağlayacağını düşünüyorum. Girişimci kadınların oranı da yüzde 7’de kalıyor. Toplumda önemli bir yeri olan kadının yatırımlarda da söz sahibi olması kalkınmayı beraberinde getirir” şeklinde konuştu. Bektay, çocuk işçiliği ve asgari ücretin altında çalıştırmaların da karşısında olduğunu vurguladı. Bektaş, “Kadın teşkilatı Türkiye’nin en büyük kadın iş örgütü. Toplam 1400 kadın girişimci bize destek veriyor. Biz iş dünyasında bir sentez oluşturduk. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. İstihdam rakamları açıklandı. Ben ilk 500 sanayici içinde mücadele eden bir iş kadınıyım. Hazır giyim sektörü bazı kurumsal sorumluluklarla karşılaştı. Biz ayrımcılık yapılmaması, çalışma saatlerinin haftada 45 saati geçmemesi, asgari ücret altında işçi çalıştırılmaması, çocuk işçi çalıştırılmaması, taciz edilme ve iş kazalarının önüne geçme. Bugün Türkiye’de tekstil sektörü istihdamın büyük yükünü çekiyor. Her krizden sonra işsizlik belli bir şeride oturuyor. Çift haneli bir duruma geçme durumunda işsizliğin artması sürpriz değil. İşsizliğe karşı yatırım ve ihracatın artırılması gerekiyor. Yatırım yapmadan istihdam sağlayamayız. Türkiye’de yapısal bir değişiklik yapılırsa işsizlik engellenir. İstikrar, demokrasi, ekonomi ve ardından istihdam gelir. Türkiye’de 6 milyon kadın çalışıyor. Fakat hala 3 milyon kadın kayıt dışı çalışıyor. Tekstil sanayide çalışanların yüzde 25’ine iş imkanı sağlıyor. Kadınlara daha çok önem verelim. Kadınların çalışma hayatına girmesini sağlamak lazım. Biz hiçbir zaman erkeklerin önünde veya arkasıda yer almak istemiyoruz. Erkeklerle yan yana çalışmak niyetindeyiz” diyerek sözlerini tamamladı. UTSO Başkanı İsmail Kahraman: “Başbakan’a katılmak mümkün değil” “Ekonomide yaşanan tüm umutsuzluklara ticarette ve ihracatta başarıyı yakalamış sanayici ve girişimcilerimizin başarılarını taçlandırmak için buradayız.. Uşak Ticaret ve Sanayi Odası (UTSO) ve Uşak Ticaret Borsası’nın ortak ödül töreninde bir araya gelmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Dünya ekonomik krizle boğuşurken, biz farklı gündemlerin peşindeyiz. Bugün işsiz sayısı 5,4 milyon. 2007 yılında yüzde 10 olan işsizlik oranı, 2010 yılında yüzde 14 oranına ulaştık. İstihdamın azalması huzursuzluk üretir.. Sayın Başbakan’ın “İşsizlik sanal, tekstil işverenleri, özellikle kadın işçilerin kanını emiyor. Hepsi birer işçi çalıştırsa işsizlik azalır” sözlerine katılmak mümkün değil. Türkiye’de işsizlik gerçektir. Önceki, gün Sayın Rıfat Hisarcıklıoğlu başkanlığında 365 oda ve borsa balkanı bir araya gelerek bu sözleri ve yaşadığımız süreci ekonomik yönden irdeledik. Haksız rekabet, kayıt dışı ekonomiye rağmen insanlar, doğru strateji ve planlarla ihracat ve üretim yapmaktadır. Unutmayalım ki teşvik yasasının doğru uygulanmasıyla, 3 milyon insan istihdam edilmiştir.” Yıldıray Aydoğan: “Ortak akılla hareket etmek hedefimiz olmalı” Tarım ve hayvancılığın gelişmesi için hayvancılık OSB projesi hazırladık. Fakat bütün emeklerimize rağmen bu konuda bir yol alamadık. Hayvancılık OSB’de başka bir ili pilot bölge seçtiler. Uşak olarak bizim hakkımız yendi. Biz bu sorunu ortak akıl birliği ile çözebiliriz. İşsizliğin azalmasında tarım ve hayvancılığın da büyük önemi var. Sağlam bir ekonomi için birlik ve beraberliği bırakmadan çalışmak gerekiyor. Ortak akılla sonuca ulaşmak en öncelikli hedefimiz olmalı. Yaptıkları işi kayıt altına alan üreticiler, hem kendilerine hem de ülkelerine katkı sağlıyor. Üyelerimizin desteği ile borsa hizmet binasını 1 yıl gibi bir sürede tamamladık. Yeni binadaki inşaatın çok az bir yeri kaldı. Yeni hizmet binasındaki labartauarlarla daha rahat çalışacağız. Yeni binanın zahire pazarında yer alması da bizim için ayrıca avantaj. OSMAN COŞKUNOĞLU Amerika krizle birlikte yüzde 2.4 küçüldü. Avrupa’da yüzde 4 küçülme yaşandı. Türkiye ise krizle birlikte yüzde 4.7 küçüldü. Uluslar arası kuruluşlara göre kredi notumuz yükseldi. Türkiye’deki milyarder sayısı ikiye katlandı. Bankalarımız karlarında tarihi zirve yaptı. Krizin olduğu ülkelerde bankalar zor durumdayken tarihi zirve yaptı. Uluslararası kredi fonları Anadolu’nun sanayicisine bakarak kredi notunu yükseltmez. Geçen yıl krize karşı otomotivde ÖTV’nin indirme yoluna gittiler. Türkiye’de yüzde 300 ithalat patlaması yaşandı. Türkiye’de değil yurtdışında istihdam sağladık. Bunun maliyeye yükü de ağır oldu. 1 milyar 60 milyon TL ülke zarar etti. Bu rakam 50 yılda Uşak’a gelen yatırımın üstünde. 5084 maalesef uzatılmadı. Sadece 1 ayda Uşak’ta 1623 kişi işten çıkarıldı. İşten çıkarmada 16. sırada yer alıyoruz. Enerji teşviğinin verilmemesi istihdamı azalttı.