İSMET PAŞA CADDESİ
İSMET PAŞA CADDESİ
Yayınlanma:
Şimdilerde, özellikle üniversite öğrencileri gelince oldu İsmet Paşa Caddesi: Mecburiyet Caddesi.
Rivayet edilir ki, zamanında yapılırken İsmet Paşa Caddesi, görülecekti Ulu Cami’den istasyon alanı. Eyvah ne yer, ne yar kaldı. İsmet Paşa Caddesi çok daraldı. Şimdilerde, özellikle üniversite öğrencileri gelince oldu İsmet Paşa Caddesi: Mecburiyet Caddesi.
Kentlerin ana caddeleri, kentlerin aynasıdır. Orada yansır kentin renkleri. Maşallah bizim İsmet Paşa Caddesi, Gök Kuşağı. Gezinirken görürsün her uşağı. Dilleri, renkleri, pek farklı değildir yürüyenlerin. Bu kentin eski durumlarını anımsayanların dünyasında, yerinde yeller esiyor gidenlerin.
Avrupa kentlerinde insanlar, caddelerin, sokakların kaldırımlarında yürürken hep sağdan gider, sağdan gelirler. Ne çarpışan olur ne de yüz yüze gelen. Öğrenemedik / öğretemedik caddelerde yürüyen insanlara, sağdan gelip gitmeyi. Bir kargaşadır gidiyor kaldırımlarda.
Geçen gün bir dostum, İsmet Paşa Caddesi’ndeki dükkânında otururken, bana el etti pencereden “Gel” diye. Girdim dükkândan içeri. Sohbet ettik ileri geri. Birden tuttu elimden, çıktık dışarı. Kaldırımda, ayaküstü, beş on dakika durduk sessizce. Sonra birlikte girdik iş yerine. Dedi ki:
- Kaç kişi selam verdi sana, bana?
- Birkaç kişinin aldım selamını.
- Ya 1970’ler de kaç kişiyle selamlaşıyordun alıyordun kelamını.
- Vardı en az on kişi kadar tamamı.
- İşte görüyorsun şehrimizin dokusu değişti. O zamanlar iş, işti. Herkes tanırdı birbirini şimdilerde kimse tanımıyor diğerini.
Sustum kaldım desem yalan,şehrin dokusu konusunu anlattım, falan filan.
Bakıyorum İsmet Paşa Caddesi’ne; İş yeri levhalarında görülüyor dil kirlenmesi. Sanki Türkçe olmayınca levhası, dolacak hanesi. A güzel kardeşim, levhanı benim “ Ses Bayrağım Türkçe ” ile yazsana. Levhalarındaki İngilizce sözcükleri atsana. Yetkililer ilgililer nerede? Esnaf ve Zanaatkârlar Odası, Uşak Belediyesi, işyeri açma yetkilisi söyleyin bana, burası neresi? İngiltere mi ABD mi? Burası Uşak burası Türkiye, bu özenti niye? Kaldırın / kaldırtın bu özentili levhaları, Koyun / koydurtun güzelim Türkçe layihaları. Nereden nereye ben de taktım bu levhaların dil kirliliğine. Temizleyin / temizleyelim, İsmet Paşa Caddesi’ndeki yabancı dil istilasını. Kurtarın / kurtulalım özentili dil belasından.
Mecburiyetten, mecburiyet’ de dün gezerken, bankamatiklerin önünde gördüm, bankamatik sırasını. Para çekmek isteyenler olmuş sıra. Sıra ama ne sıra? Kaldırımı diklemesine kesmişler. Gelen geçen sıradan olamıyor rahat. A biraderler, sıranızı yapsanıza kaldırama paralel. İşte o zaman, ne sizlere gelir bir söz ne de bizlere halel.
Aşamadık köylülük kafasını, olamadık kentli.İçimizde vardır bir yerlerde vardır köylülük tafrası. Gezerken İsmet Paşa Caddesi’nde, kimilerince; hak huk ne bu tükürük. Yok, mu cebinde be birader mendil? Bunu yaparken, çevrenden utan. Hiç mi görmedin “ Adamlık ” ustandan.
İsmet Paşa Caddesi’nde yürüyor kaldırımda insanlar. Tek yönlü, arabalar geçiyor vızır vızır. Kaldırımdan kaldırıma geçerken insanlar, durmuyor hınzır. Yok, durmasa özrü var. Çünkü pek yoktur yayaların geçiş çizgisi. Karşıdan karşıya geçen ne bir kişi, hemen hemen hepsi.
İsmet Paşa Caddesi’ndeki yürüyüşte; harmanlanır anılar, sohbetler. Yer yer duranlar, sevdiklerini bekler.
Kimler geldi kimler geçti bu caddeden, daha niceleri gelip geçecek.
İsmet Paşa Caddesi oldu mu Mecburiyet Caddesi?
Yok, mudur bunun seçenekli çaresi?