HAŞMET BABAOĞLU İLE KÜLTÜRÜN YEDİ GÜNÜ(2)
HAŞMET BABAOĞLU İLE KÜLTÜRÜN YEDİ GÜNÜ(2)
Yayınlanma:
12 bin eserin durumu ana gündem konularımız oldu. Babaoğluyla ayrıca haftasonu açılan TÜYAP Kitap Fuarını, Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm filmini, Hayal ve Hakikat sergisini konuştuk.
Haşmet Babaoğlu'yla kültür sanat gündemine dair sohbet etmeye devam ediyoruz. Bu hafta 5,6 şiddetiyle ikinci kez moralleri bozan Van depremini ve yıkılan Bayram Otel ve İstanbul Resim Heykel Müzesi'nin deposundaki 12 bin eserin durumu ana gündem konularımız oldu. Babaoğlu'yla ayrıca haftasonu açılan TÜYAP Kitap Fuarı'nı, Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm filmini, Hayal ve Hakikat sergisini konuştuk.
"HAYATIMIZ DEKOR"
- Van'da meydana gelen yeni 5.6 depremle yıkılan binalar sonrasında öfkeniz büyük! "Dekorasyon bozulur diye otelinin hasar tespitini yaptırmayan mal sahibinden ve bunu anlayışla karşılayan kontrol ekibinden utanmayacaksak daha neden utanacağız!" diyorsunuz. Nedir bu dış görünüşe verdiğimiz önem?
- Türkiye'yi teslim almış bir zihniyetin küçücük bir örneği bu. Çünkü artık Türkiye'de her şey dekor. Hatta hayatımız o otel gibi dekor. Bakınca çok hoş ama parmağınla itsen devriliyor. Arkası boş! Bizde son yıllardaki ünlülük patlaması da buna benziyor. Bayram Otel'e de bir milyona yakın harcama yapmışlar. Bu paralara otel baştan ayağa güçlendirilebilirdi zamanında. Ama bu önemli değil, otelin güzel görünmesi önemliydi. Türkiye'nin genel manzarası böyle.
"MÜHENDİSLİK ODALARININ AÇIKLAMALARI BENİ TATMİN ETMİYOR"
-Peki bu depremle birlikte, Türk mimarisi sınıfta kalmış oldu mu sizce?
-Bu deprem olayı çıktığından beri etrafta bolca deprem uzmanı, yerel yöneticiler, tapu kadastrocular konuşuyor. Gerçek anlamda mühendislerin sesini duymuyorum. "Bu binaların yapılması cinayettir," diyen mühendislik odalarının açıklamaları beni tatmin etmiyor. İş müteahhidi suçlamaya gelince, bütün mühendisler ağız birliği ediyorlar. "Ben bu binanın yapımına karışmadım," diyorlar. Yok canım! Peki senin diplomanla yapılmadı mı bu bina? Neden kullandırttın? Sen de sorumlusun!
"BEHZAT Ç. 'NİN FİLMİ ÇOK İYİYDİ"
-Şu sıralar vizyondaki filmlerden izlediğiniz oldu mu?
-"Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm"e gittim. Birincisi, dizi olarak Behzat Ç.'nin fanatiği olunca filmi yerden yere vuranları anlamıyorum. İkincisi, "Bu film çok iyi çünkü Hollywood polisiyeleri gibi," diyenleri anlamıyorum. Film bence diziden farklı olarak çok iyiydi. Hollywood filmleriyle uzaktan yakından ilgisi yok. Öyküsüyle, karakterleriyle ve anlatımıyla alabildiğine yerli bir film! Bu kadar beğeneceğimi tahmin etmiyordum! Bu arada Gorbaçov Hasan ve Pembo karakterlerine bayıldım! Bir de filmdeki şu lafın altını çizmek isterim: "Burası Ankara, bir koltuğun yoksa hiçsin."
-Cansu Dere'nin oyunculuğu gündeme geldi. Olumlu/olumsuz eleştirenler var… Siz nasıl buldunuz?
-İtiraz edenleri anlamıyorum. Cansu Dere'yi ilk kez sahici buldum. Keşke sinemamızın yeni genç kadın oyuncuları da Cansu Dere kadar sakin, abartısız ve sahici oynayabilseler!..
-Gişede bekledikleri başarıyı bulamayan Anadolu Kartalları'nın yapımcısı Murat Akdilek ve Behzat Ç. filminin yapımcısı Tarkan Karlıdağ, Spor Toto Süper Lig maçlarının hafta içine de yayılmasından dolayı sinema seyirci sayısının azaldığını söyledi… Katılır mısınız?
-Neredeyse her akşam bir maç vardı, bu elbette gişeyi etkileyebilir. Ama ben Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm'e hiç maç olmayan bir akşam, açık hava alışveriş merkezinde gittim. Her yer tıklım tıklım insan doluydu bu alışveriş merkezinde. Koskoca salonda 16 kişi izledik! Yan salonda "Anadolu Kartalları" filmi vardı, benim gördüğüm 4-5 kişi girdi salona. Kendimizi kandırmayalım, sinema bu yıl artık gençlere pahalı geliyor. Bir gazoz sinemada ne kadar, markette ne kadar? Keza bayat patlamış mısırın fiyatı ne kadar? Önce bunları düşünmek lazım. Kimse bunun farkında değil. Bir sonraki sene artık kimse sinemaya gitmeyebilir! Sinema salonlarını güzelleştirdik ama sinemalarda kolaları, kahveleri o fiyatlara satmak ayıptır, günahtır!
"TÜYAP KİTAP FUARI İÇİN UZAKLIK BAHANE DEĞİL"
-TÜYAP Kitap Fuarı başladı. Her sene başlangıcındaki eleştiri gene gündemde: Uzaklık. Siz gidiyor musunuz?
-Açık söyleyeyim, uzun zamandır ben de Beylikdüzü'ndeki TÜYAP Kitap Fuarı'na gitmiyorum. Gitmek işkenceye dönüyor. Ama bu bahane değil. Kitap Fuarı'nın her yıl ziyaretçi sayısı artıyor. Burada TÜYAP'ı da kutlamak gerekir. Her şeye rağmen çok iyi etkinlikler yapıyorlar. Mesele sadece imza günleri değil, oturumlarda edebiyat tartışılıyor.
-Ama bu oturumları izleyenlerin sayısı da gün geçtikçe azalıyor…
-Bunun da altını çizmek gerekiyor tabii. Kitap fuarlarına gitmek zaman içinde belli bir kesimi, sadece belli kitaplar için gidip orada görünme halini aldı. Aslında 'o kitabı' konuşma noktasına odaklanmak lazım. Yoksa önümüzdeki yıllarda kitap fuarı kocaman bir kitap hipermarketine dönüşecek. İşte o zaman hem bütün bir yıl boyunca dükkânlarında kitap satan kitapçılara, hem de gerçek kitapseverlere haksızlık olacak. Bunu önlemek ve kitabın konuşulduğu bir yer haline getirmek için çalışmak lazım!
"NE SOSYAL DEMOKRAT KÜLTÜR BAKANLARI GÖRDÜK…"
-Geçen hafta, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül İstanbul Resim Heykel Müzesi'ni gezdi ve 12 bin eserin müzenin deposunda olduğunu gördü. Gül bu duruma hemen müdahale etti ve müzenin Antrepo'ya taşınması talimatını verdi! Bu konu hakkındaki düşünceleriniz neler?
-Bu ayıp o kadar uzun zamandır sürüyordu ki... Sosyal demokratların da bulunduğu ne koalisyonlar geçti, içinde kültüre, sanata değer verdiğini söyleyen… Keza ne sosyal demokrat kültür bakanları gördük, ne cumhurbaşkanları gördük hiçbiri bu İstanbul Resim Heykel Müzesi'ndeki depo rezaletiyle ilgilenmediler! İnşallah bu sefer bir çözüm bulunur. Bayramın üçüncü ve dördüncü günlerinde antrepolarda Bienal gişelerinde kuyruk vardı, cıvıl cıvıldı. O resimlerin hepsi gün yüzüne çıksa kuyruklar olacak. Ben geçen haftalarda üç sergi görmek için Viyana'ya gittim. Yurtdışından da bu eserleri görmeye gelenler olacak! Evet, Resim Heykel müzesinin deposundaki eserlerin resim sanatı açısından çok büyük bir değeri olmayabilir ama bizim resim ve Batılılaşmamız açısından değeri büyük olur.
"MODERN PLASTİK SANATLAR TIKANMIŞ DURUMDA"
- Sergiden söz açmışken… Çok konuşulan "Hayal ve Hakikat" sergisini görme fırsatınız oldu mu?
-Oldu. Çok büyük umutlarla gittim hem de. İstanbul Modern'deki sergilerin genel küratörlük çalışmalarına bayılıyorum. Bu da çok iyi bir sergi fakat yapıtlar açısından baktığımda artık açık açık isyan etmek istiyorum. "Hayal ve Hakikat" sergisinin bir bölümüne de yansıyan modern plastik sanatlar fena halde tıkanmış durumda artık! Atılan taş hiçbir şeyi vurmuyor. Laf kalabalığına benzer bir malzeme, fikir ve kavram kalabalığı var. O kadar çok şey anlatmak istiyorlar ama ortaya çıkan şey çok cılız. Modern sanat zaten bir tıkanıklık içinde, bu sergiyle gördüm ki Türkiye'de daha bir tıkanmış vaziyette! Sanatçıların kafaları berrak değil, çok okuyorlar ama az anlıyorlar. Sonra da kalkıp bunun resmini, heykelini ya da videosunu yapmaya kalkıyorlar. Sonuç: bomboş! Ama beklenemedik bir şekilde orada küçük bir sergiyle karşılaştım, "Tekinsiz Karşılaşmalar" diye. Hani bir şeyi çok seversin de fotoğrafını çekersin… Sonra fotoğraf haline bir bakarsın, tüylerini ürpertir. Kavramsal olarak buna ayrılmış sergi, çok etkilendim.