“GENEL MERKEZ PARTİLİLER ARASINDA AYRIŞTIRMA YAPIYOR”

“GENEL MERKEZ PARTİLİLER ARASINDA AYRIŞTIRMA YAPIYOR”
“GENEL MERKEZ PARTİLİLER ARASINDA AYRIŞTIRMA YAPIYOR”
Özel Haber/Feyzi Davulcu- Milliyetçi Hareket Partisi Eski Uşak İl Başkanı Av.Ali Kurt, 19 Haziran’da gerçekleştirilen 6.Olağanüstü Kongreyi değerlendirdi. Kurt, kongrenin tamamen hukuki çerçevede yapıldığını ifade etti.
 
Milliyetçi Hareket Partisi Eski Uşak İl Başkanı Av. Ali Kurt, Genel Merkez’e dava açan 16 İl başkanı arasında yer alıyor. Kurt, Olay Gazetesi muhabirine yaptığı açıklamada, “10 Temmuz’da 7.Olağanüstü Kongre yapılmasına ilişkin karar, bizim olağanüstü kongremizde alınmıştır” dedi. Ayrıca Kurt, Genel Başkan Bahçeli’nin grup toplantısında yaptığı konuşmayı da esefle kınadığını, Genel Merkezin parti içerisinde partililer arasında ayrıştırma yaptığı iddia etti.
 
Kurt açıklamasının devamında ise, “Biz Uşak’ta 7 Üst Kurul delegesiyiz, 1 Üst Kurul Delegesi Genel Merkezimizin yanındadır. 6 tane üst kurul delegesi değişim istiyor. Bunu bana nasıl izah edersiniz. Ayrılıkçı, bölücü olan 6 tane üst kurul delegesi mi, yoksa 1 tane üst kurul delegesi mi?” ifadesini kullandı.
 
Milliyetçi Hareket Partisi Eski İl Başkanı Av. Ali Kurt’un, Olay Gazetesi Muhabirine yapmış olduğu açıklama şu şekilde;
 
“ GENEL MERKEZ FÜTURSUZCA TAVIR SEGİLİYOR”
 
“Yaklaşık 7 aydan beri devam eden süreç var. Bu süreç içerisinde üst kurul delegelerimiz imza kampanyası başlattılar. Genel Başkan adaylarımızdan Meral Akşener, Sinan Oğan ve Koray Aydın’da bu sürece destek verdiler.  548 imza ile biz Genel Başkanımıza ve Genel Merkezimize olağanüstü kongrenin yapılması için müracaat da bulunduk. Fakat bu müracaatımıza karşı sayın genel başkanımız şöyle bir açıklama yaptı. “548 imza değil 1000 imza toplasanız da bizde bunun karşılığı yok, mahkemeye gidin” dedi ve bize mahkemenin yolunu gösterdi. Bu sürecin başından birlikte hareket ettiğimiz 16 il başkanımız ile birlikte, Ankara 12.Sulh hukuk mahkemesine müracaat ettik. 8 Mayıs tarihinde Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesi talebimize ilişkin bir karar verdi. Akabinde genel merkez bu kararı temyiz etti ve Yargıtay’a gitti. Yargıtay dosyayı işleme aldıktan sonra bir açıklama yapılarak, Mayıs ayı içerisinde bu dosya ile ilgili açıklama yapılacaktır, ifadeleri kullanıldı. Genel Merkezimizin bu süreç içerisinde tavrı şu şekildeydi; “Biz sizi tanımıyoruz, Bizim muhatabımız siz değilsiniz, Bizim Kongremiz 18 Mart 2018’dedir” diye fütursuzca bir tavır sergiliyordu. Yargıtay 18.Hukuk Dairesi, Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesinin kararını onadıktan sonra Yargıtay kararının hemen ardından genel merkezden bir atraksiyon yapılarak 10 Temmuz 2016 tarihinde Arena Spor salonunda Olağanüstü kongre yapılacağı duyuruldu. Ardından ise Yargıtay ve Ankara 12.Sulh hukuk Mahkemesinin onaması ile çağrı heyetini tanımadıklarını söyledi. Fakat ortada bir mahkeme kararı vardı. Görevlendirilen çağrı heyetinde ki arkadaşlarımızda bu mahkeme kararını yerine getirmek adına 19 Haziran’da Tüzük Kurultayının değiştirilmesine ilişkin duyuru yaptı ve tüm üst delegelerine davetiye gönderilmek suretiyle malumunuz 19 Haziran 2016 tarihinde Büyük Anadolu Otelinde bu kongreyi gerçekleştirdik.”
 
“DÜNE KADAR KORSAN DENİLİYORDU, BUGÜN ALINAN KARARLAR ELEŞTİRİLİYOR”
 
Bu tarihe kadar hiçbir değer verilmeyen, hiçbir şekilde muhatap alınmayan, yok hükmünde kabul edilen, üst kurul delegeleri ve çağrı heyeti bir an da genel merkez tarafından 10 Temmuz’da biz kongre kararı aldık, siz görevinizi yapmayın şeklinde açıklamalar yapıldı. Bizi hukuk çerçevesinde ve yine mahkemelerin verdiği yetkiyle 19 Haziran’da bir kongre gerçekleştirdik. Bu kongreye 752 adet üst kurul delegemiz katıldı. Oraya aday olarak gelen insanlar ne önerge verdiler ne de oy kullandılar. 752 üst kurul delegesi yarıdan daha fazladır. Milliyetçi Hareket Partisinin 1189 üst kurul delegesinin yarısından çok çok fazladır. 752 üst kurul delegesinin yaptığı işlemleri siz yok kabul ediyorsunuz. Saçmalık zırvalık olarak kabul ediyorsunuz ve olmadık hakaretleri ediyorsunuz. Sonra da dönüp üst delegele kardeşlerimizi ayırıyorum diyorsunuz. E bu işlemleri yapanlar delege zaten, yani burada aslında önce suyu bulandırmak sonra da bulanık suda balık avlanılmak istenmektedir. Ancak artık bu çabaların beyhude olduğunu düşüyorum. 19 Haziranda siyasi partiler kanununa göre toplantı yeter sayısı salt çoğunlukla kongre toplanmış ve Türk Medeni Kanunun 181.maddesine göre de katılanların 3/2 çoğunluğu ile tüzük değişikliği yapılmıştır. Tamamen hukuki, tamamen geçerlidir. Düne kadar korsan deniliyordu, bugünde kongrede alınan kararlar eleştiriliyor. Artık bu rüzgârın önünde durmak mümkün değildir diye düşünüyorum”
 
“10 TEMMUZ KARARI BİZİM OLAĞANÜSTÜ KONGREMİZDE KARAR ALINMIŞTIR”
 
Bizim tüzüğümüzün 61.maddesine göre Genel Kurul siyasi partilerin en son ve kesin karar alma organı, yani Genel Kurul’da alınan bir kararı tanımıyorum demek gibi bir lüksünüz yok. Tüzükler Siyasi Partilerin Anayasasıdır. Bizim tüzüğümüze göre de Genel Kurulun parti kapatmaktan tutunda parti ile ilgili tüm kararları alma yetkisi vardır. 19 Haziran’da yapmış olduğumuz kongre ile ilgilide 10 Temmuz’da Genel Merkez’in karar aldığı yerde Olağanüstü Seçimli Kongre yapılması kararı alınmıştır. Buna istinaden bugün orada görevlendirilen kongre heyeti altı kişiden mütevellit, kongre heyeti başkanı Sayın Musavvat Dervişoğlu Çankaya seçim kuruluna başvuruyu yaptı. Yasal olarak genel kurul tarafından yetkilendirildiklerini, 10 Temmuz 2916 tarihinde Seçimli Olağanüstü Genel Kurulu yapmak için müracaatta bulundular. Genel Merkez’de bu konu ile ilgili müracaat ettiklerini denklere ediyorlar. Ancak Sayın Genel Merkezimiz şunun farkında değiller. 19 Haziran’da yapılan Olağanüstü Kongre’de, Genel Başkanın yok sayıldığı, MYK’nın yok sayıldığı, Merkez Disiplin Kurulunun yetkilerinin elinden alındığı ve böyle bir şeyin Türk siyaset hayatında olmadığı, bunun kepazelik olduğuna ilişkin açıklamalar yapıyorlar. Tüzükler siyasi partilerin anayasalarıdır. Bizim tüzüğümüzün 62.maddesi açık bir şekilde aynen şöyle demektedir; “Büyük Kongre partinin en üst düzeyde yetkili ve sorumlu karar organıdır. Parti teşkilatının bütün birimleri ile her türlü parti faaliyeti ve parti politikası hakkında son ve kesin karar verme yetkisine sahiptir.” 10 Temmuz’da 7.Olağanüstü Kongre yapılmasına ilişkin karar, bizim olağanüstü kongremizde alınmıştır. Dolayısıyla Genel Merkezimizden, gerekse Genel Merkezimizi destekleyen arkadaşlarımızın yaptığı açıklamaları anlamakta zorlanıyorum”
 
“BAHÇELİNİN AÇIKLAMALARINI ESEFLE KINIYORUM”
 
“Sayın Genel Başkan Devlet Bahçelinin kongreden sonra yapmış olduğu açıklamalarını esefle karşılıyorum. Sayın Genel Başkan bu sürecin en başından beri tanımıyorum, korsan, paralel, müptezel gibi birçok ifadeler kullandı. Fakat bizler bu süreci devam ettiren, bu sürecin içerisinde yer alan bizler AKP’nin, CHP’nin üst kurul delegeleri değiliz. Ben 14 yaşımdan bu tarafa bu partinin içerisinde fiilen koşturan insanım. Son seçimde de il Başkanlığı yapmış bir insanım. Her kademesinde görev aldım. Şimdi birilerine laf söylemek adına, genelleme yapmak suretiyle bu tip hakaretler etmek, ne genel merkezimize ne de bizlere hiçbir şey kazandırmaz. Şöyle bir durumla karşı karşıyız, ister kabul edelim ister etmeyelim. Dışarda muhalefet olarak nitelendirilen bizler ile Genel Merkez’i destekleyen partililerimiz arasında ciddi bir ayrıştırma ve ayrıştırılma çabasında Genel Merkez. Sebebi Uşak’tan örnek vereceğim, dün omuz omuza seçim meydanlarında birlikte çalıştığımız insanlarla bugün yüz yüze bakamıyoruz ve selamlaşamıyoruz. Sebebi ise gerek Genel Merkez’in bu tavrından dolayı sosyal medyada yapılan açıklamalar ve edilen hakaretlerdir. Genel merkez, bizleri ayrımcılıkla, muhalefetle suçlarken farkına varmadan bu partinin mensupları arasına ayrılık tohumları ekmektedir. Benim siyasi düşüncemi ifade eden Milliyetçi Hareket Partisinin daha başarılı olması adına böyle bir değişim istiyorum. Bundan neden kaçılıyor, bunu anlamak mümkün değil. Üst Kurul Delegelerini yok hükmünde saymak, sizi o makama bu üst kurul delegeleri getirdi. O zaman bu üst kurul delegeleri iyiydi de, bugün mü kötü oldu. Şimdi Genel Başkan konuşmalarında diyor ki, iyi niyetli üst kurul delegesi arkadaşlarımı ayrı tutuyorum. Bütün ettiği hakaretlerden ayrı tuttuğunu ifade ediyor. Peki, bu üst kurul delegesi arkadaşlarımızı seçimle geldiği görevden aldın sen, teşkilatlarını kapattın. Teşkilatlarında bu insanları hain ilan ettirdin. Biz neye ihanet ettik. Bunları çok iyi sorgulamamız gerekiyor. Evet, Milliyetçi Hareket Partisi üzerine çok büyük oyun oynanıyor, ancak bu oyunu oynayanlar değişim isteyenler değil. Bu oyunu kimlerin oynadığı kamuoyunun takdirindedir”
 
“DEĞİŞİM İSTEYEN 6 DELEGE Mİ, GENEL MERKEZİN YANINDA DURAN 1 DELEGE Mİ BÖLÜCÜDÜR”
 
“Milliyetçi hareket partisi sancılı bir dönem geçiriyor. Bizlerin görevi zafer değil, seferdir. Biz iyi olması, Milliyetçi Hareket Partisinin daha başarılı olması ve iktidar olması için bir yola çıktık. Çıktığımız bu yolda mücadele ediyoruz. Başarıya ulaşır mıyız ulaşamaz mıyız hiçbir zaman sorgulamadım, çünkü doğru bildiğimi yapıyorum. Bu işlerin demokrasi kültürünün oturmasından geçtiğini artık parti içinde kurumsallaşmak suretiyle sorgulamanın da yapılabilmesi gerektiğini düşünüyorum. Biz Uşak’ta 7 Üst Kurul Delegesiyiz, 1 Üst Kurul Delegesi Genel Merkezimizin yanındadır. 6 tane üst kurul delegesi değişim istiyor. Bunu bana nasıl izah edersiniz. Ayrılıkçı, bölücü 6 tane üst kurul delegesi mi yoksa 1 tane üst kurul delegesi mi. 1189 tane üst kurul delegesi var, 752 tanesi bunların ifadesine göre bölücü, ayrıştırıcı, paralel, hain. Siz azınlıktasınız ama burada şöyle bir durum söz konusu yetki bende istediğimi yaparım, istediğim hakareti ederim mantığı var. İşte biz buna isyan ettik açıkçası”