• 08 Eylül 2018, Cumartesi 0:00
HikmetAKSOY

Hikmet AKSOY

Milli Eğitim Bakanı Selçuk'a başarılar dileriz.

Demokrasilerin en önemli dayanak noktasının kültür/sanat olduğunu bilen toplumlar; gelişme/kalkınma konusunda bu anlayıştan hareketle yarınlara doğru sağlam adımlar atarlar.
Yapacakları/yaptıkları atılımlar için kuşkuya düşmezler böylece.
İkilem yaşamazlar.
Çünkü, eğitimle geliştirdikleri/besledikleri kültür/sanat dünyası;  o toplumların en  başta siyaset dünyalarını olgunlaştırır/geliştirir.
Böylece siyaset alanında oluşan toplumsal birliktelikle; ülke geleceğine ilişkin aydınlık bir ortak görüş birliği oluşur.
Siyaset kalite/erdem kazanır.
***
Her vesileyle belirtirim, ülkemizdeki  siyaset anlayışı/algısı  -maalesef- kültür/sanat dünyasının olgunluk erdemini yakalayamadığı, bu düzeye ulaşamadığı için hep toplumsal/siyasal çalkantılar yaşıyor ve bundan zarar gören de bizler oluyoruz.
Eğitim alanında yaşanagelen farklı uygulamalar; aydınlık bir noktaya ulaşıp, bu noktada ısrar edilemediği için de bocalayıp duruyoruz, maalesef...
Bu konuda gelen- giden her Milli Eğitim Bakanı farklı uygulama yapma hevesine/derdine düşünce  -ister istemez- bugünün manzarası oluştu sonunda.
"Her yiğidin yoğurt yiyişi farklılığı" sonucu desek daha doğru olur, herhalde...
Adının önünde "Milli" sıfatı bulunan bir Bakanlığın önceliği; elbetteki Milli Savunma Bakanlığı gibi görev alanını doldurup sahiplenmek olmalı, değil mi?
Yani, askerlik çağına gelen bir gencin silah altına alındığında nasıl tüm ihtiyaçları ve barınması karşılanıyorsa Milli Eğitimde de "zorunlu eğitim alanında" aynı anlayış niçin uygulanmıyor?
Elbette ki, ekonomik koşullardan...
Ama şunu bilmek gerekir ki, dışa karşı nasıl bir milli savunma cephesi oluşturuluyorsa; içten gelebilecek tehlikelere/olumsuzluklara karşı da yetişen genç kuşakları aynı anlayışla  -ulusal birlik/beraberlik için- hazırlama görevini hiç bir zaman gözardı edemeyiz.
Eğitim sistemini ülke gerçekleriyle bütünleşip; yarının aydınlık Türkiyesini ve toplumunu yaratma görevimizi  hiç unutmamalıyız.
Hangi dönem, hangi siyasal anlayış, kim işbaşına gelirse gelsin, belirlenen "Milli Eğitim İlkeleri"nden "ki bu ilkin Atatürkçülüktür- hiç bir zaman ödün verilmemeli, bu ulusal yoldan hiç ayrılmamalıyız.
Bu geleceğimiz için "ulusal bir ant" olmalı.
***
Bugün ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı görevini üstlenen sayın Ziya Selçuk'un eğitim konusunda nasıl bir zorluklarla karşılaştığını/karşılaşacağını -az çok- bilenlerdeniz.
Ve sayın Bakan'ın  eğitimde tekrar "Atatürkçü çizgiye dönüş" işaretini vermiş  -ifade etmiş- olmasından da ülkemde son derece mutlu olan yurttaşlardan biriyim.
İnanıyorum ki; ulusal anlamda yurt içinde ne denli demokratik, barışçıl, bilimsel ve de kültürel/sanatsal bir eğitim anlayışı uygulamaya konursa; bu ülkede yurttaşlar arasında 
eğitimde birlik/bütünlük sağlanmış olacak, bu konudaki görüş farklılıkları da böylece sona erecek...
Batıdaki siyasal/kültürel havaya ulaşmış olacağız.
Böylece de kimi siyasetçinin yalan üzerine kurulu siyaset anlayışı da sonlandırılmış olacak.
Bu da; Cumhuriyet'in kuruluşunda temeli "Tevhid-i Tedrisat Yasası" (Eğitimde birlik beraberlik) ile atılan "Milli Eğitim anlayışı"nı  günümüz gerçekleriyle yeniden  gözden geçirip; ulusunu ve ülkesini  her koşulda sahiplenip/savunan bilgili/aydınlık yurttaşların yetiştirilmesi sonucu onların oluşturacağı demokrasi kültürü ile gerçekleşecek elbet.
 
 Milli Eğitim Bakanı sayın Ziya Selçuk'a bu zorlu -ama zorunlu- "Atatürkçü eğitim" tutumunda dualarımızla başarılar diliyoruz.
 



 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık