EGE BÖLGESİ GÖÇ, GÜVENLİK VE SOSYAL UYUM BÖLGESEL ÜST DÜZEY ÇALIŞTAYI İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU’NUN KATILIMLARIYLA İZMİR’DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından Göç, Güvenlik ve Sosyal Uyum Bölgesel Üst Düzey Çalıştayı ve Ege Bölgesi Toplantısı İzmir’de Vali Erol Ayyıldız’ın ev sahipliğinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun katılımları ile gerçekleştirildi. Ege Bölgesindeki tüm illeri kapsayan çalıştayda ilgili paydaşlar bir araya gelerek, bölgenin göç konusunda yaşadığı güncel gelişmelerin yanı sıra, Türkiye’nin göç yönetim sistemi ile sosyal uyum konuları masaya yatırıldı.

EGE BÖLGESİ GÖÇ, GÜVENLİK VE SOSYAL UYUM BÖLGESEL ÜST DÜZEY ÇALIŞTAYI İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU’NUN KATILIMLARIYLA İZMİR’DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ
  • 02 Aralık 2019, Pazartesi 12:18

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından Göç, Güvenlik ve Sosyal Uyum Bölgesel Üst Düzey Çalıştayı ve Ege Bölgesi Toplantısı İzmir’de Vali Erol Ayyıldız’ın ev sahipliğinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun katılımları ile gerçekleştirildi. Ege Bölgesindeki tüm illeri kapsayan çalıştayda ilgili paydaşlar bir araya gelerek, bölgenin göç konusunda yaşadığı güncel gelişmelerin yanı sıra, Türkiye’nin göç yönetim sistemi ile sosyal uyum konuları masaya yatırıldı.

Düzenlenen çalıştaya, Bakan Solu ve Vali Ayyıldız’ın yanı sıra, İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, Aydın Valisi Yavuz Selim Köşger, Denizli Valisi Hasan Karaman, Kütahya Valisi Ömer Toraman, Manisa Valisi Ahmet Deniz, Muğla Valisi Esengül Civelek, Uşak Valisi Funda Kocabıyık, Afyon Valisi Mustafa Tutulmaz, İzmir Büyük Şehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer, İzmir Milletvekili Necip Nasır, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Türkiye Temsilcisi Vekili Jean Marie Garelli, Göç İdaresi Genel Müdürü Abdullah Ayaz vali yardımcıları, kaymakamlar, İl Müdürleri, bölge illerinin ve ilçelerinin belediye başkaları ile diğer protokol temsilcileri katıldı.

Toplantıda konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, dünyada 258 milyon göçmen olduğunu, bu rakamın 2000 yılından itibaren hızla artığını söyledi. Bakan Soylu, "Bugün ise ülkemizde bu meseleye kısaca 'Suriyeliler' diyoruz. Oysa denklemden Suriyelileri çıkarırsak veya 2011 yılındaki Suriye iç savaşı hiç çıkmamış olsaydı, hem bizim hem de dünyanın elinde yine göçle ilgili bir mesele olacağı gün gibi aşikârdır. Çünkü dünyada sosyal huzursuzluk, sadece bir tane değil. Terör ve şiddet sadece tek bir yerde yaşanmıyor. Ekonomik sıkıntı, fakirlik, gelişmiş ülkelerin, diğer ülkeleri ekonomik boyunduruk altında ezmesi, sadece dünyanın tek bir yerinde yaşanmıyor. " dedi.

Şu an için ülkelerine geri dönen Suriyeli muhacir sayısı 369 bin olduğunu kaydeden Bakan Soylu, “Birileri yeterli bulmayabilir ama önemli olan bu akışın bir şekilde vücut bulmuş olmasıdır” dedi. Bakan Soylu, 11 Fransız vatandaşı DEAŞ'lıyı 9 Aralık'ta ülkelerine göndereceklerini söyledi.

Göç konusunun sadece Türkiye'ye ait değil küresel mesele olduğunu belirten Bakan Soylu, "Bu tür toplantılarda zaman zaman küresel göç rakamlarını konuşuyoruz. Dünyanın birçok bölgesinde gelir eşitsizliğinin sürekli arttığı ve bu dengenin bir türlü oturtulamadığı 21. yüzyıl ilk çeyreğini yaşıyoruz.1. ve 2. Dünya Savaşı'ndan sonra 3. Dünya Savaşı görmedik ama vekâlet savaşlarında dünyanın kaybı, 1. ve 2. Dünya Savaşı'ndan daha çok bir maliyetle karşımızda. Bütün hissedarların göç yollarını tetiklemesi ve göçü tetiklemesi, bunun karşılığında son 400 yıldır dünyaya egemen olduğunu iddia eden Avrupa'da yükselen yabancı düşmanlığı hiçbirimizin gözünden kaçmıyor” diye konuştu.

'Dünyada Zorla Yerinden Edilmiş 70,8 Milyon İnsan Var'

Avrupa Birliği'nin (AB) göç konusunun farkında olmadığını söyleyen Bakan Soylu,  şöyle konuştu: “Emperyalizm, acımasız bir şekilde sömürdüğü ülkelerin yerine yeni bir durum ikame edebilmek için radikalleşmeyi istismar etmektedir. Bugün dünyada radikalleşme varsa sebebi emperyalizmdir. El Kaide, PKK, PYD'yi biz üretmedik; Milyonlarca insan savaştan kaçmak için Afganistan, Pakistan ve Asya içlerinden Türkiye'ye ve Avrupa'ya birçok riski göz önüne alarak bir yerden bir yere gitmek istiyor. Sadece Asya içlerinden değil, Afrika'dan göç rotası ile beraber dünyanın birçok noktasına Akdeniz gibi, Türkiye üzerindeki göç rotalarını kullanarak ulaşmak istiyorlar. Venezuela'dan Kolombiya'ya 4 milyon insan gidiyor. Meksika'dan Amerika'ya, Hindistan'dan Yeni Zelanda ve Avustralya'ya, Doğu Avrupa'dan Batı Avrupa'ya. Bunların hepsinin sebebi biz miyiz? Dünyanın bugünkü sisteminin bunu yönetemediği apaçık bir gerçektir. Göç konusunda BM'nin bakışı bir nebze daha insanidir ama AB hem durumun farkında değil hem de bununla yüzleşecek cesareti, bilgisi, isteği söz konusu değildir. Vekâlet savaşlarının yaşandığı, gelir eşitsizliğinin insanın her noktasına dokunduğu tablonun sonucu milyonlarca rakamlarla bizi karşı karşıya bırakmaktadır. Dünyada zorla yerinden edilmiş 70,8 milyon insan var. Bu dengesizlik devam ettiği sürece, bu vekâlet savaşları tiyatrosu, gelir eşitsizliğine gelişmiş ülkeler duyarsız kalındığı sürece devam edecek. Çok bilinmeyenli denklem değil. Kaynak ülkeleri ile ilgili düzensiz göç değil düzenli göçe yönelik ciddi adımlar atılma konusunda dünya tarafından bir irade ortaya konulmazsa dünyanın tamamı göç tarlasına dönecektir” ifadelerini kullandı.

Çok ciddi bir düzensiz göçmen baskısı altındayız olduğumuzu da aktaran Bakan Soylu, “Bu durum giderek artıyor. Geçen yıl 268 binle tamamlamıştık, cuma rakamı 405 bindi şimdi 420-430 bin. Uyum politikamızı eleştirenler var. 2011'den beri net stratejimiz var. Kayıt altında sınır içi ve dışında dünyanın parmağını ısırdığı kampları tesis ettik. Hem kendi hem bizim dillerimizle oluşturmaya çalıştık. Her çocuğun ve ailelin sağlık takibi yaptık. Kamp içi ve dışında eğitim politikası dizayn ettik. Uyumun en önemli ayağı dildir. Yeterli mi? Elbette yapmamız gereken çok iş var ve yapıyoruz da" diye konuştu.

'Başından Beri En Doğru ve Stratejik Politika'

İçişleri Bakanı Soylu, göçmen politikası konusunda Türkiye'nin en başından beri doğru ve stratejik politika izlediğini belirterek, şunları söyledi: “Asrımızın en yakıcı meselelerinden biri budur. Bu mesele rutini normal bakmak, dünyanın bu meselelere bakmaktan imtina ettiği bir dönemde bizi yalnızlaştırır. Bu meseleyi seferberlik hali olarak ele almak, belki de Türkiye'nin en başından beri yaptığı en doğru ve stratejik politikadır. Bütün Avrupa'da ve muhataplarıma meselenin sadece Suriye olmadığını, Pakistan, Afganistan meselesinin de göç akımının en önemli ayaklarından biri olduğunu söylememe rağmen anlamış değiller. Ta ki Yunanistan'a geçenlerin yüzde 50'sinden fazlasının Afganlı olduklarını anlayana ve görene kadar. Biz 2011'de Suriye iç savaşı ile karşı karşıya kaldığımız andan itibaren bir göç stratejisi ve belgesi ortaya koyduk. Biz bu konuya uzak değiliz. Yıllarca Musevilere ev sahipliği yaptık. Sadece insan olduğumuz için. Türkiye bunu fırsata çevirdi, şimdi onların her biri bizim büyük zenginliğimiz. Bu yüzden ilk refleksi ortaya koyabildik” diye konuştu.

Suriye'deki iç savaşı Türkiye'nin çıkarmadığını ama maliyetleri ve sonuçlarıyla karşı karşıya kalındığını vurgulayan Bakan Soylu, “"Öyle dünyanın sorunlarını coğrafyamıza yıkmak, sorun ve uğraş alanlarını coğrafyamız içerisinde barındırmak ve kendilerini bundan yoksun bırakmak gibi bir politikanın artık sona erdiğini buradan iletmek istiyorum. Yeni bir dönem yaşıyoruz. İlk kez sorunların bizim coğrafyaya yıkıldığı bir dünya değil. Dikkat ederseniz sorunlar artık onların alanına yıkılmaya başlıyor. Eskiden güneydeki terör koridoru meselesi sadece bizim meselemizdi. Şimdi kimse kusura bakmasın hem Amerika hem Rusya hem Avrupa'nın meselesi. Demek ki ilgilenmek durumundalar. Petrollerden, yeraltı kaynaklarından istifa et, sonra Türkiye gibi ülkeler problemler uğraşsın, sen kendini problemlerden hariç tut. Yangının kendine sirayet etmemesinin teminini yapmaya çalışıyor” dedi.

İçişleri Bakanı Soylu, göçü insani şekilde durdurmak, dünya ölçeğinde kabul edilebilir seviyeye getirmek için kaynaklık eden ülkelerde huzur ve istikrarı sağlamak gerektiğini dile getirerek, şunları söyledi: Mesela Türkiye bugün bir yandan göçü yönetmeye çalışıyor, bir yandan bölgede istikrarın ve huzur ortamının tesisi için çalışıyor. Zeytin Dalı, Barış Pınarı Harekâtı olmasaydı komşularınız kimler olacaktı; düşünün. Bir devlet kurmak istiyorlar. İran, Türkiye, Irak ve Suriye. Kim yapmak istiyor bunu? Bir terör örgütü. Buna müsaade mi etmeliyiz? Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı Harekâtı alanında şu an 1,5 milyon insan yaşıyor. Kendileri yönetiyor, kendileri üretiyor. Biz sadece onlara danışmanlık yapıyoruz. Okullar, hastaneler, adalet, emniyet çalışıyor. Bizim bakışımızla batının sözde bakışı arasında çok ciddi bir fark vardır. Biz hiçbir zaman sömürgesi millet olmadık, olmayacağız da. Türkiye'de Suriyeli sığınmacıların aldığı eğitim

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık